ORGANİK TARIM VE KONYA

Mehmet Babaoğlu
Kişisel Web Sitesi

Selçuk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, 42075 Kampüs, Konya, Türkiye
Tel: +90 332 223 2842 E-posta:
mehmet.babaoglu@selcuk.edu.tr

 
TC Organik Tarım Logosu
DAĞLIK, KIRSAL KÜÇÜK ARAZİYE SAHİP ÇİFTÇİLER İÇİN EN UYGUN ÜRETİM MODELİ: ORGANİK TARIM
4 Eylül 2009 tarihi Konya tarımı için bir milat niteliğindedir. Çünkü bu tarihte DPT KOP Eylem Planı hazırlama çalışmalarına başlanmıştır. Bu Eylem Planı gerçekleştiğinde Konya ili dağlık kırsal alanda bulunan 15 ilçe tümüyle organik tarıma geçecek ve bu alan Türkiye ve dünyada organik tarımsal (bitkisel ve hayvansal) üretimin önemli cazibe merkezlerinden birisi haline gelecektir. 
AB Organik Tarım Logosu

KONYA İLİ'NDE KIRSAL DAĞLIK 15 İLÇENİN YAKLAŞIK 232 köy, 85 beldesinde ORGANİZE ORGANİK TARIMI HEDEFLEYEN KONORGANİK PROJESİ'NDE GELİŞMELER- SAYFANIN SONUNA BAKINIZ...

 

18 Ekim'de Konya'da dağlık bir köyde tarlada organik çilek, elma ve alıç!!!  Nerede mi?

 

Konya, Seydişehir, YAYLACIK Köyü'nde. Devamı aşağıda.....

 

Bu sayfada kırsal kalkınmanın en iyi araçlarından birisi olan organik tarımın Konya İli'nde yaygınlaştırılmasıyla ilgili yapılan çalışmalar görsel olarak verilmektedir. Bu sayfayla amacımız küçük araziye sahip, dar gelirli, dağlık ve doğal kaynakların yoğun olduğu benzer tüm bölgelerde bu tarım şekline geçilmesi ve kırsal kalkınmayla şehirlere göçlerin önlenmesi, daha iyi gelir seviyesine ulaşmak ve daha iyi bir insan refahıdır.  Tabi ki organik tarımla üretilen ürünlerin daha kaliteli olduğu da bir gerçektir. Bu yolla tüketici de geniş bir tercih şansına sahip olacak dilediği tip ve kalitede ürün arasından seçme hakkı elde edecektir. Halen Türkiye'de isteyen istediği organik ürünü bulma şansına sahip değildir. Bu tür ürünler yurtdışına ihraç edilmektedir. Neden insanımız daha kaliteli ve sağlıklı olduğu artık kabul edilen organik ürünleri tüketmesin. 

Bu sayfada organik tarım hakkında genel, Dünya, Türkiye ve Konya’da organik tarımın durumu hakkında bilgiler verilmekte ve Konya İli’nde tarımsal üretimi konvansiyonel ve organik olarak 2 ana kısma ayıracak; bölge için her açıdan iyi örnek olacak bir üretim modeli için organize organik tarım bölgesinin oluşturulmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır. Bu projenin adı KonOrganik'tir.  Organik tarım su sıkıntısı, yağış yetersizliği çeken Konya İli'nde özellikle dağlık kesimlerde en önemli ve tek çıkış yolu olarak gözükmektedir.

 

Dünya ve Türkiye’de Organik Tarım

Organik tarım, üretimin kimyasal girdi kullanılmadan yönetmelikler çerçevesinde izin verilen girdiler kullanımıyla yapıldığı, üretimden tüketime kadar her aşamanın kontrol altında ve sertifikalı olarak gerçekleştirildiği tarımsal bir üretim biçimidir. Organik üretim ve yetiştirme tekniği ile kontrol sertifikasyon kuruluşu kontrolünde üretilmiş, yetiştirilmiş, doğadan toplanmış, avlanmış, ham yarı mamul veya mamul haldeki sertifikalandırılmış ürüne ise organik ürün denilmektedir. Organik tarım atalarımızdan kalan ve hiç bir işlem yapılmadan yürütülen işlemler değildir.

Organik tarım toprak, su kaynakları ve havayı kirletmeyen; kısacası eko sistemle uyumlu kırsal kalkınma modelinin en önemli araçlarından biri olarak görülmektedir. Organik tarım projeleri Avrupa Birliği tarafından kırsal kalkınma amaçlı desteklenen projeler arasında önceliklidir. Türkiye’de bazı şirketlerin küçük çaplı olarak gerçekleştirdiği ve hayvansal ağırlıklı bazı projeler dışında organize ve küçük çiftçileri birleştirecek ve kırsal alanın güçlendirilmesini sağlayacak bir üretim modeli bulunmamaktadır.

Organik tarım Kuzey Avrupa ve ABD çiftçileriyle başlamış ve bu hareketler 1972 yılında Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (Federation of International Organic Agriculture Movements/IFOAM)’nun kurulması ile dünya çapında örgütlenmeye başlamıştır. 1991 yılında Avrupa Birliği Organik tarımla ilgili yönetmelik çıkarmıştır.

AB’de kırsal kalkınma düzenlemeleri ile organik tarıma geçişler desteklenmektedir. Tarım-Çevre koruma önlemleri ile önce AB Konseyi Düzenlemesi No: EEC 2078/1992 ve daha sonra EEC 1257/1999 çerçevesinde çevrenin bozulmasını engelleyici veya geliştirici organik üretim metotlarına maddi destek sağlanmıştır. Destekler 5 yıllık bir süre boyunca organik tarıma geçen çiftçilere saha ve üretilen bitki türlerine göre ödeme yapılmasını kapsamaktadır. Tek yıllık bitkilerde dekar başına 60 Euro, çok yıllık bitkilerde ise 90 Euro üst limitine kadar teşvik ödenmesini sağlanmıştır (Babaoğlu, 2006) 

1993 yılında AB-15 için (ilk 15 üye) 174 000 ha alanda uygulanan program, 2003 yılında 36 milyon ha alana ulaşmıştır. Toplam desteklenen alan içinde organik veya geçiş dönemi alanlarının payı 1993’de %0.5 iken 2003 yılında %7’ye çıkmıştır. Bazı ülkelerde bu rakam (Örnek: İsveç, Danimarka, Hollanda, İtalya ve İngiltere) çok daha yüksek oranda (%20-67) gerçekleşmiştir.

AB Kırsal kalkınma Tarım-Çevre Programları aracılığıyla desteklemeler organik tarım için ortalama 185 Euro/ha olurken, bunun dışındaki desteklerin (hayvancılık, nesli tükenmekte olan ürünlerin tarımı, erozyon vb.) ortalaması 91 Euro/ha olmuştur. Bu organik tarıma verilen önemin en belirgin göstergesidir. Bir başka ifadeyle AB-15’te 2003 yılı sonu itibariyle organik alanların yarısı teşviklerden yararlanmıştır. Avrupa’da organik tarımın yaygınlaştırılmasında bu fonların çok etkili olduğu açıktır. Örneğin; İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz ve Yunanistan’da dağlık alanlardaki zeytinliklerin hemen hemen tamamı bu desteklerden faydalanmıştır (Babaoğlu, 2006).

Dünya’da organik tarım bakımından tüm alanlarda olduğu gibi 2 kutuplu bir durum söz konusudur. Bunlar halen dünyada en önemli pazar halindeki Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’dir. Fakat bu iki dev pazar arasında henüz organik tarım bakımından standardizasyon sağlanabilmiş değildir (Babaoğlu, 2006).

Dünyada organik tarım sektörünün hedefi 2010 yılında 100 milyar dolarlık bir organik pazarı yakalamak, her ülkede tarım alanlarının %10’unda organik tarıma geçmektir. Avrupa’da bu hedefin yakalanabilir olduğu gözükmekle birlikte diğer kıtalar için daha çok çalışma yapmak gerekmektedir. Türkiye’de ise bu hedefin yakalanması pek mümkün gözükmemektedir.

Babaoğlu, M. (2006) Dünyada Organik Tarım Uygulamaları. Bölüm 30. İ.H. Eraslan, F. Şelli Editörler. Sürdürülebilir Rekabet Avantajı Elde Etmede Organik Tarım Sektörü Sektörel Stratejiler ve Uygulamalar. Ulusal Rekabet Araştırmaları Kurumu Derneği (URAK) Yayınları, İstanbul s. 681-701.

Bu kitap hakkında kısa bilgi: URAK ve T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın ortaklaşa hazırlamış olduğu ve Organik Tarım sektörü için önemli bir kaynak kitap olan "Sürdürülebilir Rekabet Avantajı Elde Etmede ORGANİK TARIM SEKTÖRÜ: Sektörel Stratejiler ve Uygulamalar" adlı eserin basın toplantısı T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehdi EKER'in ve URAK Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali Y. KOÇ'un da katılımıyla 15 Şubat 2007 tarihinde Taksim Divan Oteli'nde gerçekleştirildi. Haberin detayları için tıklayınız.  (URAK Web adresi)

 

AB’de Organik ürün Fiyatları

Ülkeden ülkeye değişen önemli fiyat farkları olmasına karşın AB’de organik ürünler daha pahalıya satılmaktadır. 2004 yılında üretici fiyatları tahıl ürünleri (buğday) için AB-15 ortalaması 0.26 €/kg olmuş fakat ülkeler arası %19-189 arası değişmiştir. Organik buğdayda tüketici fiyatları ise AB-15 ortalaması olarak 1.49 €/kg olmuştur (Anonim, 2005). Organik elmada AB-15 ülkeleri ortalaması hem çiftlik çıkış fiyatı hem de tüketici fiyatları konvansiyonel üründen %100 fazla olmuştur. Patateste de durum farklı değildir. Bazı ülkelerde üretimin fazla veya eksik olması (ürünün ithal edilmesi) durumuna göre organik ürün fiyatları %100 ile %150 arasında değişmektedir. En az fiyat farkları sütte karşımıza çıkmaktadır (%6-58 arası). Nedeni tüm AB ülkeleri süt üretimi bakımından oldukça iyi durumdadır. Zaten Ortak Tarım Politikası ve yapılan destekleme ödemelerinde süt ve ürünlerine yapılan desteklerin azaltılması da bu nedenledir. Yumurta fiyatlarında da oldukça geniş bir fiyat farkı göze çarpmaktadır (%17, Danimarka; %231 Yunanistan). Et de benzer bir durumda fakat daha düşük fiyat aralığı göze çarpmaktadır (%17-49 arası) (Anonim, 2005).

AB’de ülkedeki organik tarımsal üretimin gelişmişlik durumuna göre fiyatlarda aşırı dalgalanmalar görülmektedir. Pazarda ne kadar çok organik ürün mevcutsa fiyat farkı o kadar düşük olmaktadır. Ama ortalama fiyat farkı yine en az %50 civarındadır. Tablo 1’de İngiltere’de yaygın olarak faaliyet gösteren bir süpermarket zincirinde internet satış merkezinden Mart 2006 itibariyle elde edilen bazı organik ürünlere ait perakende satış fiyatları verilmiştir. Burada verilen fiyatlar İngiltere’deki perakende fiyatları yaklaşık olarak yansıtmaktadır. 

Tablo 1. İngiltere’de bazı organik ürünlerin konvansiyonel ürünlerle karşılaştırmalı perakende satış fiyatları

Ürün Adı

Konvansiyonel (£/kg)

Organik (£/kg)

Organik Ürün Fiyat Farkı (%)

Kemikli kuzu eti

5.00

7.58

52.0

Bütün tavuk

2.72

4.24

56.0

Organik un

0.27

0.65

140.0

Granül seker

0.72

1.80

150.0

Elma (Pink Lady)

1.00

2.00

100.0

Pirinç

0.78

1.56

100.0

Domates

0.80

2.00

150.0

Beyaz patates

0.37

0.75

102.0

Süt (tam yağlı) (litre)

0.51

0.62

21.0

Yumurta (adet)

0.12

0.24

100.0

Veriler 20 Mart 2006’da yaygın bir süpermarketin online alışveriş sisteminden alınmıştır. Bir İngiliz Pound’u (£)=2.35 YTL) (Babaoğlu, 2006).

Ülkemizde organik tarım 1985-1986 yıllarında Dünya’ da organik tarımın gelişimine ve yurtdışından gelen organik ürün talebine bağlı olarak sistemsiz bir şekilde başlamış ve sağlıklı gıdaların tüketimine yönelik dünyadaki değişmelere paralel olarak gelişmiştir. 1994 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan “ Organik Tarım Metotları ile Üretilen Bitkisel Hayvansal Ürünlerin Üretimi, İşlenmesi ve Pazarlanmasına ilişkin Yönetmelik “ 18 Aralık 1994 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanarak uygulamaya girmiş ve böylece Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın denetiminde ve yönetmelik kuralları çerçevesinde organik tarımsal faaliyetlere başlanmıştır. Avrupa Birliği Organik Tarım Yönetmeliğine uygun olarak hazırlanan ve 11 Temmuz 2002 Tarih ve 24812 Sayı ile Resmi Gazetede yayımlanan “ Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik çıkarılmıştır.

01.12.2004 tarihinde 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve buna müteakip 10.06.2005 tarihinde Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin 25841 sayılı en son ve kapsamlı yönetmelik Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

Organik Tarım Kanunu (Türkiye'de organik tarımın temelini oluşturan kanun)

Organik Tarım Yönetmeliği (Organik tarımla ilgili bir çok bilgiye bu yönetmelikten ulaşılabilir)

1986 yılında Kuru üzüm, fındık, kuru incir gibi geleneksel ürünlerle başlayan organik tarım faaliyetleri bugün 15.000 çiftçi aile tarafından yaklaşık 120 000 ha alanda buğdaydan gül yaprağına kadar uzanan yelpazede, yılda toplam 170 çeşit ve 400.000 ton organik ürün üretilmektedir. Türkiye’nin ürettiği organik ürünlerin neredeyse tamamı ihraç edilmektedir. 1998 yılında toplam organik tarımsal ürün ihracat değeri yaklaşık 19 milyon ABD Doları iken bu rakam 2003 yılında 36 milyon dolar olmuş, günümüzde ise bu değerin en az 70 milyon dolara ulaştığı tahmin edilmektedir.

 

Ülkemizde Organik Ürün fiyatları

2005-2006 yılı AB müzakereleri tarım tarama sürecinde Türk tarafının verdiği bilgilere göre organik ürünlerle organik olmayanlar arasında fiyat farkı (2005 Aralık ayı itibariyle) %84 (badem) ile %500 (buğday ezmesi ve pirinç), kuru fasulye %239 olmak üzere ortalama %200 oranında değişim göstermiştir (http://www.abgs.gov.tr/tarama/tarama_files/11/sorular_cevaplar_files/cevaplar/Organik%20Tarim_Ek_2.pdf). Bu durum Türkiye’de organik perakende pazarının yeterli organik ürün olmaması nedeniyle henüz stabil hale gelmediğini göstermektedir. Türkiye’de fiyatların en azından önümüzdeki bir kaç yılda aynı şekilde devam edeceği beklenebilir. 

Artan rekabet sebebiyle dünya pazarında yer tutup, uluslararası ihracat yapabilmek giderek zorlaşmaktadır ve ileride daha da zorlaşacaktır. O nedenle, üretimde kalite ve verimi artırmak, daha rekabetçi olmak, organize olarak daha planlı üretim yapmak gerekmektedir. Ancak bu şekilde üretime geçildiği takdirde ihracat yapılabilecek, aksi takdirde dünya pazarında ürünlerin yer bulması mümkün olamayacak, ülkesel tüketimi artırmaya yönelik bilgilendirmelerin yapılması gerekecektir (Babaoğlu, 2006).

 

Konya’da Organik Tarım

Konya ilinde organik tarım 1997 yılından itibaren uygulanmaya başlamıştır.  Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyeleri tarafından 1997 yılından bu yana Konya ilinde çeşitli ilçe (Akşehir, Ilgın, Bozkır, Beyşehir, Hüyük, Ereğli) ve beldelerde organik tarım eğitim çalışmaları yapılmaktadır. 1997 Yılında organik çileği yoğun olarak üretildiği Hüyük İlçesi’nde Mahalli İdareler Organik Tarım Kalkınma Birliği kurulmuş ve bölgede eğitim çalışmaları yürütülerek, bu amaçla oldukça düşük maliyetle çilek fidesi ve çeşitli meyve fidanları üreticilere dağıtılmıştır. Yine bu yıllardan başlamak üzere Türkiye’de ilk defa Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde lisans seviyesinde Organik Tarım lisans dersi verilmeye başlanmıştır. Konya İl Tarım Müdürlüğü ve İlçe Tarım Müdürlükleriyle koordineli olarak özellikle 2003 yılından itibaren oldukça planlı eğitim ve uygulama çalışmaları yapılmaya başlanmıştır.

Konya ili’nde özellikle sözleşmeli üretim modeliyle başta çilek üretimi olmak üzere üretim yelpazesi her geçen yıl artmaktadır. 17 çeşit organik ürün içerisinde en fazla üretim yaklaşık 1700 dekar alanda organik çilek olmuştur. Akşehir, Hüyük, Doğanhisar ilçelerindeki köy ve kasabalarda organik çilek üretimi, bölge çiftçisinin en önemli gelir kaynağıdır. Çilek üretiminden sonra yetiştirilen alan olarak sırayla vişne, nohut, rezene, havuç, kiraz, arpa, buğday, domates, erik, mercimek, anason, üzüm, badem, elma, ceviz, haşhaş almaktadır. Konya İl Tarım Müdürlüğü kayıtlarına göre 2006 yılında sertifikalı 779 üretici tarafından toplam 3614 dekar alanda organik üretim gerçekleştirilmiştir (Tablo 2).

Konya’da en fazla üretilen ürünler çilek, nohut, vişne, kiraz ve ceviz olup bunu domates ve elma takip etmektedir (Tablo 2).

Tablo 2. Konya’da İlçelere Göre Organik Üretim (2006-2007) (İl Tarım Müdürlüğü, Konya)

İlçe

Belde ve Köyler

Üretilen ürünler

Üretim alanı (da)

Akşehir

Çakıllar, Gölçayır, Cankurtaran, Engili, Çamlı

Çilek, nohut, vişne, kiraz ve ceviz, arpa, buğday, erik, elma

1800

Hüyük

Pınarbaşı, İlmen, Değirmenaltı, Suludere

Çilek, nohut, vişne, kiraz ve ceviz, arpa, buğday, elma, fasulye, haşhaş, badem

1200

Sarayönü

Bahçesaray

Nohut

360

Doğanhisar

İlyaslar, Deştiğin

Nohut, vişne, çilek

122

Selçuklu

Dağdere

Rezene, kiraz, elma

140

Kadınhanı

Karahüyüklü, Çavdar

Çilek

32

Meram

Küçükmühsine, Ulumuhsine, Akpınar, Başarakavak,  Tepeköy

Domates

30

Seydişehir

Yaylacık

Çilek, elma, kiraz, patates

200

Ilgın

Mahmuthisar, Eldeş

Elma

10

Toplam

 

 

3894

 

Akşehir, Hüyük, Doğanhisar ilçelerinde üretilen organik çilekler Haziran aylarında sözleşme yapan firmalar tarafından köylerde kurulan hallerde satın alınarak sanayide işlenmek üzere Bursa ve İzmir illerine götürülmektedir. Bu ilçelerin ilgili köy ve kasabalarında organik çilek üzerine festivaller yapılmaktadır.

Konya İl Tarım Müdürlüğü 2003 yılında Selçuklu ilçesine bağlı Dağdere köyünde %50 Özel İdare katkılı olarak 26 çiftçiye 2’şer dekar alanda organik tarım yapılmak üzere kiraz ve elma bahçeleri ile sebze bahçeleri kurulmuştur. Kurslar düzenlenerek 28 çiftçiye Organik Tarım Sertifikası verilmiştir. 2004 yılında organik sözleşmeleri yapılan çiftçilerin 2006 yılında 87 dekar alanda ürettikleri rezene, organik ürün olarak Japonya’ya satılmıştır.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile D.S.İ. Genel Müdürlüğünün 30.12.2003 tarihinde İçme ve Kullanma Amaçlı Baraj Havzalarında Organik Tarım Yapılmasına dair imzalanan protokol çerçevesinde İlimizde bulunan Altınapa Baraj havzasındaki Küçükmühsine, Ulumuhsine, Akpınar köyleri ile Başarakavak ve Tepeköy beldelerinde organik tarım üzerine çiftçi eğitim çalışmaları yapılmış, ihracatçı firmalar ve kontrol sertifikasyon kuruluşları davet edilerek çiftçilerle bire bir görüşmeleri sağlanmıştır. Özel İdare Müdürlüğünce desteklenen ve Müdürlüğümüzce yürütülen, Organik Domates Üretimi Projesi kapsamında söz konusu bu bölgede 2006 yılında Akpınar köyü ile Başarakavak ve Tepeköy beldelerinde 12 çiftçiyle 24 dekar alanda organik domates yetiştiriciliği yapılmıştır. İl Özel İdaresi kaynaklı 2004 yılında 10.000 sırık domates, 2005 yılında ise 10.000 sırık domates ve 72.000 çilek fidesi üreticilere ücretsiz olarak dağıtılmıştır. 2006 yılında da 10.000 sırık domates 45.000 çilek fidesi, bölgedeki ilgili köy ve kasabalara dağıtılarak bölgede domates ve çilek yetiştiriciliğinin yaygınlaşması hedeflenmiştir.

2006 yılında organik üretim konusunda eğitim alan Seydişehir Yaylacık köyüne 6 dekar alanda modern tekniklerle malçlı, damla sulamalı organik çilek bahçeleri kurularak, bu bölgede organik çilek üretimi üstün bir verimle (dekara verim 2300 kg)  başarı ile gerçekleştirilmiştir. Seydişehir Yaylacık köyü ve pilot olarak seçilen örnek köylerde Konya Valiliği Özel İdare Müdürlüğünün maddi desteği ve Tarım İl Müdürlüğünün teknik hizmetleriyle 2007 yılında da organik ürün yetiştiriciliği devam edecektir.

 

Konya Organize Organik Tarım Bölgesi Projesi (KonOrganik)

Bu bölge Konya sınırları içerisinde, geri kalmış kırsal bölgelerin kalkınmasına katkıda bulunmak amaçlanmaktadır. Konya sınırları içerisinde özellikle de düşük gelirli, küçük araziye sahip, dağlık ve kıraç toprakları işleyen üreticilerin organik tarıma geçirilmesi; bu yolla da bölgede ekolojik dengenin korunması, orman alanlarının ve istihdamın artırılarak kırsal alandan şehirlere göçün önlenmesi veya tersine göçün sağlanması hedeflenmektedir. Bölge alanları ekolojik bakımdan henüz dejenere alanlar olmayıp bu bakımdan doğal ortamların korunması ve gelecek nesillere aktarılması da önemli hedefler arasındadır.  Ayrıca proje Toros Dağları’nın etekleri denilebilecek ve Göller Bölgesi olarak adlandırılan önemli bir alanı da içermektedir (Tablo 3, Şekil 1 ve 2)). Bu bölge su kaynakları açısından da önemlidir. Organik tarıma geçilmesi kaynakların kirletilmesini önleyecek, su tasarrufu sağlayacak, birim alandan daha az su ile daha fazla ve kaliteli ürün elde edilmesini sağlayacaktır.

Organize Organik Tarım Bölgesi’nin oluşturulması sanayi sektörlerinin bu alanlara yönelmesini sağlayarak şehirlerde sanayi yığılmalarını azaltacak, kırsal iş gücünün göçü engellenecektir.

Projenin hayata geçirilmesi dünyada ve Türkiye’de bir ilk olacak ulusal ve uluslararası bir marka haline gelecektir.

Proje optimum organik tarım sahası hesaplamaları dikkate alınarak oluşturulmuş birbirine bağlı alanlardan müteşekkil üç ayrı bölgeyi hedeflemektedir. Proje alanları dağlık olmaları itibariyle heterojen gibi gözükmesine karşın, benzer iklim, topografik, demografik ve ekonomik yapılar itibariyle homojendir.

Proje alanı kapsamındaki alt bölgeler, Türkiye’nin alan olarak en büyük ili olan Konya’nın 31 ilçesinden 17 ilçesini kapsamaktadır (Tablo 3).  Konya ili toplam alanı 41.600 km2’dir. Buna göre proje alanı 13589 km2 (1.350 890 ha)’ ile Konya ilinin toplam alanının %32.6’lık bir kısmına karşılık gelmektedir. Akşehir, Ilgın ve Doğanhisar ilçeleri ile Şarkîkaraağaç İlçesi organik olmayan alanlar düşüldüğünde ve Konya İli Merkez sınırları içinde belirtilen bölgeler dışında kalan, güney-güneybatı ve batı istikametinde olan ve dağlık arazi şartlarına sahip tüm belde ve köylerin de katılımı olduğunda toplam proje alanının yaklaşık yine aynı kalacağı beklenebilir. Proje alanı nüfus olarak Konya ilinin yaklaşık %44’ünü kapsamaktadır.

Tablo 3. Önerilen Organize Organik Tarım Bölgesi İlçeleri (Veriler Konya ve Isparta Valilik kayıtlarından alınmıştır)

I. BÖLGE

İlçe

Yüzölçümü (km2)

Toplam Nüfus

İlçe Merkezi

Köyler

Rakım (m)

1. BEYŞEHİR

1721

138431

52026

86405

1125

2. DEREBUCAK

483

21495

5647

15848

1235

3. HÜYÜK

448

67288

11068

56220

1245

4. SEYDİŞEHİR

2207

91293

53186

38107

1150

5. ŞARKÎKARAAĞAÇ

1232

52164

20000

32164

1150

6. Yenişar Bademli

184

5925

2000

3900

1150

7. DERBENT

442

19120

10206

8914

1480

II. BÖLGE

8. AHIRLI

353

15175

5705

9470

1150

9. AKÖREN

490

17533

10993

6540

1130

10. BOZKIR

1489

59334

12352

46982

1125

11. GÜNEYSINIR

395

29365

11806

17559

1100

12. HADİM

921

69141

20168

48973

1495

13. TAŞKENT

468

53635

12891

40744

1460

14. YALIHÜYÜK

81

5603

5368

235

1002

III. BÖLGE

15. AKŞEHİR

853

123209

63050

60159

995

16. DOĞANHİSAR

428

41164

12520

28644

1201

17. ILGIN

1394

78075

26586

51489

1092

Genel Toplam/Ortalama

13589

887950

335572

552353

1193

Proje alanı 42000 km2 olan Konya İli alanının yaklaşık 1/3'üdür.

Şekil 1. Organize Organik Tarım Proje Alanı’nın Konya Agro-ekolojik Haritası Üzerinden Gösterimi (Harita Konya İl Tarım Master Planı, 2003’den alınmıştır).  Alan kısaca Taşkent - Akşehir Hattında dağlık alanlardır. Karamandan Akşehir'e kadar uzanan yolun sol kısmında kalan kısım da denilebilir.

 

Şekil 2. Organize Organik Tarım Proje Alanı’nın Uzaydan Görüntüsü (Google Earth Web Sitesi’nden alınarak verilen resim üzerinde noktalı çizgilerle gösterilmiştir).

 

Konya ilinin nadas alanları hariç ekilen 1 530 000 hektar alanın ancak 0.36 ha’ı organik alanlara aittir. Organik tarımla amaç sadece organik ürünler üretmek olmayıp aynı zamanda doğadaki dengeyi koruyarak, toprak ve su bozulması ile genetik bozulmayı önlemektedir. Bozulmakta ve kirlenmekte olan doğal dengeyi korumak istiyorsak ve gelecek nesilleri düşünüyorsak organik ürün alanlarını artırmamız gerekmektedir.

Konya ilinde organik ürün işleyen, paketleyen, ambalajlayıp satan hiçbir işletme bulunmamaktadır. Üretilen organik ürünler, diğer illere gönderilmekte ve satışa sunulmaktadır. İlimizde müteşebbislerin organik ürün işleyen firmalar kurması ve Konya’da işlemesi hem istihdamı  hem de organik ürün üreten çiftçi sayısını artıracaktır.

Üreticilere yönelik yetiştiricilik ve pazar bilgilerinin verildiği eğitim programları düzenlenmelidir. Organik üretimde arzın devamlılığı esası gözden kaçırılmamalı, bu konuda gerekli tedbirler alınmalıdır.

Organik tarım üretim teknikleri ile ilgili araştırma çalışmaları (kompost hazırlama, hastalık ve zararlılarla alternatif mücadele metotları vb.) teşvik edilmelidir. Bu çalışmalara ilave olarak, üretici sorunları, tüketici eğilimleri ve isteklerinin belirlenmesi gibi konularda proje formatlı çalışmalar teşvik edilmelidir.

Tüketici bilinçlendirme çalışmalarına da önem verilmeli, yazılı ve görsel basının da yardımıyla organik ürün tüketimi ile ilgili kampanyalar başlatılmalıdır.

İlimizde sebze ve meyve pazarlarında (belediye semt pazarları) organik ürün satılabilmesi için gerekli altyapı oluşturulmalı, belediyeler ile işbirliği imkanları araştırılmalıdır.

İlimiz organik çilek üretimi bakımından söz sahibi olmasına rağmen düşük çilek verimi dikkat çekmektedir. Modern yetiştiricilik teknikleri, hastalık ve zararlılarla mücadele konusunda tarımla alakalı resmi ve sivil kurumlarla işbirliği yapılmalı bu sorunların giderilmesi hususunda gerekli çalışmaları biran önce başlatmalıdır.

Organik ürün yetiştiren üreticiler sivil ve resmi kurumlarca teşvik edilmeli, yarışmalar ve festivaller düzenleyerek ülke ve dünya çapında tanıtım konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

Organik tarımdaki gelişme bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalı; üretici bilincinin oluşturulması, destek mekanizmaları, örgütsel yapının tesisi, tüketici eğilimlerinin belirlenmesi, tanıtım faaliyetleri ve araştırma çalışmaları bu yaklaşım içerisinde değerlendirilmelidir.

Konya İli’nde organik tarıma daha fazla ağırlık verilirken pazarlama ile ilgili sorunlardan dolayı bu tür bir üretim organize bir şekilde belirli bölgelerde yapılmalıdır. Bu amaçla yapılan çalışmalarda en uygun alanlar olarak yukarıda verilen alanlar ortaya çıkmıştır. Bu alanlar ekolojik olarak temiz olan, küçük arazilerin bulunduğu ve gelir seviyesi düşük çiftçilerin bulunduğu bölgeler olup organik tarım tüm bu sorunlara çözüm getirecek niteliktedir. Dolayısıyla bu tür bir proje kesinlikle faaliyete geçirilmelidir.

AB’den sağlanan Kırsal Kalkınma Fonları’nın küçük Bölgesel Kalkınma veya Köy Bazlı Yatırım Ortaklığı gibi çok fazla sonuç getirmeyen birçok projeye tahsisi yerine organize organik tarım bölgelerinin oluşturulması için bilinçli ve programlı olarak ayrılmasının ve yönlendirilmesinin sağlanması gerekmektedir.

Bu amaçla organik birlikler (üretici ve tüketici) ve markalar oluşturulmalıdır. Hiç bir ekstra masraf ve faaliyet yapmadan Türkiye’de organik olarak sertifikalandırılacak ürünlerin tespiti (çay, bal, badem, balık, zeytin, doğal alanlarda yetişen bitkiler gibi) yapılmalıdır. Organik tarım enstitüsünün kurulması ve organik tarımla ilgili araştırmalara hız verilmesi, Türkiye’den araştırmacıların organik tarımla ilgili AB FP-7 projelerine katılması gereklidir. Organik pazarlama stratejileri geliştirilmelidir. Bu anlamda;

a. Kamuoyunun bilinçlendirilmesi/bilgilendirilmesi. Organik Tarım Kanunu (No: 5262) hakkında basın-yayın tarafından organik tarımla ilgili yayınların yapılmasının sağlanması,

b. Ham tarımsal ürünlerin doğrudan satışı yerine yarı mamul ve mamul organik ürünlerin üretimi,

c. Eko-turizmin geliştirilmesi,

d. Organik tarım fuarlarının sayısının artırılması gerekmektedir.

Doğrudan gelir ödemelerinin şu ana kadar akılcı kullanıldığı söylenemez. Organik tarımın Türkiye’de geliştirilmesi için hükümet politikaları oluşturulmalıdır. Eğer Türkiye bu faaliyetleri yapamazsa, organik tarım ürünlerinin köy pazarlarında satılmaya çalışılan ürünlere dönme riski yüksektir. Avrupa’ya ve dünyaya ancak kaliteli organik ürünlerin ihraç şansı vardır. AB’ye yeni giren Doğu Avrupa ülkeleri AB organik ürünleri talebini karşılayabilecek seviyede ilerlemektedir. Burada Polonya örnek alınabilir. Dahası Çin bu alanda hızlıca yükselmekte, oyuncak ve diğer sektörlerde olduğu gibi yine organik tarım konusunda da rakip olarak karşımıza çıkmaktadır. Arap pazarı Türkiye organik ürünleri için bir çıkış yolu olabilir.

Türkiye 4 mevsimin aynı anda yaşanabildiği, dünyada mevcut iklim şartlarının birçoğuna aynı anda sahip bir ülke olarak tüm yıl boyunca her türlü tarımsal üretimi yapma potansiyeline sahiptir. Bireysel ve dağınık konvansiyonel ve organik üretimlerin yerine organize üretimler yapmak hem Türkiye’de şu ana kadar olmayan üretim planlamasının yapılmasını hem de sözleşmeli üretim modelinin yaygınlaşmasını sağlayacak, rekabetçi bir sektör doğuracaktır. Bu manada Konya hem Kuraklıkla Mücadele Eylem Planı’nın hazırlamalı hem de üretim planlamasıyla su tasarruflu organik ve konvansiyonel üretime bölgesel olarak geçmelidir. Konya İli’nin bu anlamda bir şansı vardır ve bu şansı iyi değerlendirmelidir. Aksi takdirde kaderimiz tüm Konya İli’nde zorunlu kuru tarıma geri dönüş ve içme suyu damacanalarını tankerlerden doldurmak için sıra beklemektir.

KONORGANİK Proje taslağı

Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu -Selçuk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi. mehmet.babaoglu@selcuk.edu.tr

Prof. Dr. Şaban Çalış, Selçuk Üniversitesi, İktisat Fakültesi. scalis@selcuk.edu.tr

Mehmet Kaçmaz, Konya İl Özel İdaresi Genel Sekreteri

İbrahim Doster, Konya İl Tarım Müdürü

Raşit Turan- Konya İl Özel İdaresi Kırsal Kalkınma ve Tarım Daire Başkanı

Ömer Erdi, Konya İl Özel İdaresi

Sadık Oturanç, Konya İl Tarım Müdürlüğü

Ali Ataiyibiner, Konya Meram Merkez Ziraat Odası

ABD Iowa State Universitesi İşbirliğiyle...

Projeye destek verenler:

Selçuk Üniversitesi ve Ziraat Fakültesi

Proje Bölgesi Kaymakamları ve İlçe Tarım Müdürlükleri

Proje Bölgesi İlçe Belediyeleri

Ziraat Odaları

Proje Bölgesi diğer Sivil Toplum Kuruluşları

 

PROJE İÇİN YAPLAN FAALİYETLER VE TANITIM TOPLANTILARI

İlçe Tarım Müdürlükleri'ne yazı (2004- Kasım)

Beyşehir İlçesi'nde yapılan toplantı (2005 Ocak)

Bozkır Ziraat Odası'nca düzenlenen panel (Bozkır-13 Şubat, 2005)

Ereğli'de yapılan sunu (2005)

Konya Sivil Toplum Platformu'na yapılan Sunu (2005)

Ilgın İlçesi'nde yapılan toplantı (2006 Ocak)

Hüyük İlçesi'nde yapılan toplantı (Nisan, 2005)

Konya Selçuk Üniversitesi Teknokenti Proje Pazarı'nda yapılan sunu (18 Şubat 2006)

 

Bozkır Ziraat Odası'nca düzenlenen panel (Bozkır-13 Şubat, 2005)


KIRSAL KALKINMA, ORGANİK TARIM, KONYA İLİ'NDE YAPILAN ÇALIŞMALAR:

'KONORGANİK'E DOĞRU...... 

Projemize bir tohum da siz ekebilirsiniz!!!! (Önerileriniz için mehmet.babaoglu@biyoteknoloji.gen.tr)

Son yıllarda Konya bölgesinde yıllık yağış miktarının azalması, yağışların mevsime göre dengesizleşmesi ve taban su seviyesinin azalması su sorununu ön plana çıkarmış bulunmaktadır. Küresel iklim değişikleri konusundaki tartışmalarla birlikte de bu konu gündemdeki en önemli sorunlardan biri haline gelmiştir. Çünkü su hayat demektir; hem tarımsal üretim ve sanayi, hem de evlerde kullanımda insanlar için birinci derecede önemli bir varlıktır.

Küresel iklim değişiklerinden en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye gösterilmektedir. Türkiye’de de en çok etkilenen bölgelerin başında Konya gelmektedir. Konya bir taraftan kuraklık, bir taraftan tuzlu su havzalarının baskısı, öte taraftan da bilinçsiz su kullanımı gibi nedenlerle bu konuda tam bir çıkmaza doğru sürüklenmektedir. Tahıl ambarı, tarım başkenti gibi altı-boş sloganlarla da yanlış bir kalkınma modeli ısrarı ile de tam bir felakete doğru sürüklenmektedir. Konya platosu özellikle de sulu tarım ısrarı ve buna bağlı ağır gübreleme uygulamaları ile geleceğini karartmaktadır.

Sulu tarım adı altında yerüstü suları yetmeyince yeraltına inmek zorunda kalan üreticiler de aslında üzerinde durduğumuz, doğduğumuz, yediğimiz toprağa ve onun hayat damarlarına saldırmaktadırlar. Felaket tellallığı yapmak istemiyoruz ama tutulan yol yol değildir. Mesela, Konya ovasında mevcut su kuyularının çoğunluğunun ruhsatsız olduğu bilinmektedir. Yüzey sulama amaçlı olarak ise en fazla Beyşehir Gölü’nden su çekilmektedir. Fakat bu gölde su seviyesinin düşmeye başladığı bildirilmektedir. Ayrıca kirlilik de görülmeye başlamıştır. Yatırımın artması, daha fazla alanın sulanması, su tüketimini ve enerji kullanımını da artıracaktır.

Bu nedenle Konya Ovası’nda etkin su kullanım modellerinin geliştirilmesi (damlama sulama, suyu az tüketen bitkilere geçiş, ekim ve dikim tekniklerinde revizyon vb.) kısa vade tedbirleri olarak düşünülebilir. Bunlardan en önemlisi su tasarrufçu bir üretim şekli olan organik tarımdır. Organik tarımda vahşi sulamaya genellikle müsaade edilmemekte, damlama sulama çok yaygın olarak kullanılmaktadır.  

Son 15 yılda tarımda yapılanma bütünüyle suya bağlı olarak gelişmiş, kuru tarım teknikleri unutulmaya başlamıştır. Yetiştirilen ürünler bakımından az suya ihtiyaç gösterenlerden çok su ihtiyacı olan ürünlere kayma olmuş, yapılan yatırımların çoğu su toplama, dağıtımı ve kullanımı ile ilgili yatırımlar olmuştur.  Hatta şehirlerde yeşil alanlarda tercih edilen çimler bile çok su tüketimi olan bitkiler arasındadır. Fakat bundan vazgeçilmesi gerekliliği kendini hissettirmeye başlamıştır.

Bu nedenle ülkemizde konvansiyonel tarım yapılan alanlarda iyi tarım tekniklerinin uygulanmasına, suyu etkin kullanan teknikler ve bitkilerin yetiştirilmesine ve bölge içi ve bölgeler arası üretim planlamasının yapılarak rekabeti azaltıp, gelir seviyesinin yükseltilmesine ihtiyaç vardır. Bu amaçla öncelikle çevresel olarak çok fazla kirlenmemiş alanların bölgesel veya alt bölgesel olarak organize organik tarıma geçmesine şiddetle ihtiyaç vardır. Konya Bölgesinde organize bir organik tarım bölgesinin oluşturulması aynı zamanda kırsal kesim ve şehirde sanayiyi doğrudan ve dolaylı olarak etkileyecek, bu alanda yeni yatırımlar gündeme gelecek, yeni sanayi kolları gelişecektir.

İl Özel İdaresi- Tarım İl Müdürlüğü Kırsal Kalkınma ve Organik Tarımın yaygınlaştırılması Haberleri (Konhaber.com)
Kırsal kalkınma hamlesi (22 Ekim, 2007 Merhaba Gazetesi Haberi)

İl Özel İdaresi Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı tarafından kırsal bölgelerdeki kalkınmayı yaygınlaştırmak amacıyla Yaylacık Köyü’nde başlayan organik tarım çalışmaları ilçelerdeki çiftçilere tanıtılıyor. Proje kapsamında Hüyük İlçesi’ne bağlı 4 köy muhtarı ve köylüler, Yaylacık Köyüne davet edilerek organik tarım tanıtıldı. Özel İdare Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Raşit Turan¸ Etüt Şube Müdürü Şube Hasan Hakyemez, ve Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Mehmet Babaoğlu’nun katıldığı bilgilendirme toplantısında davetlilere tatbiki olarak organik tarım anlatıldı. Çorak arazilerin değerlendirilerek köylülerin gelir seviyelerinin artması ve kış mevsiminde çileği dalından koparıp yemenin keyfini yaşayan Hüyüklüler, organik tarımı detaylı olarak inceleme fırsatı buldu.
İl Özel İdaresi Kırsal Kalkınma Daire Başkanı Raşit Turan, Yaylacık Köyünü organik tarımda bir model köy olarak gördüklerini belirterek, “Kırsal kalkınmayı sağlamak amacıyla özellikle gelir seviyeleri düşük olan köylerin refah seviyesini artırmak için projeler geliştiriyoruz. Geçtiğimiz yıllarda Seydişehir Yaylacık Köyüne damla sulama sitemini kurduk. 1700 rakımlı çorak arazilere damla sulama siteminin kurulmasıyla köyün kaderi bir yılda değişti. Bugün yaylacık köyü yapılan organik tarım ile gelirini ciddi anlamda artırarak ekonomiye katma değer sağlar hale geldi. Diğer köylerin de kalkınmasını sağlamak amacıyla çalışmalarımızı artırdık. Organik tarımla çilek üretiminin yaygınlaşması için Hüyük İlçesi köy muhtarları ile köylüleri Yaylacığa davet ettik. Çilek üretimini davetlilere tatbiki olarak gösterdik. Amacımız organik tarımı bütün köylerde yaygınlaştırmak” dedi. Yapılan incelemelerde köylülere organik tarım ile ilgili önemli bilgiler veren Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Mehmet Babaoğlu, organik tarımın mutlaka yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti. Üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimi olan organik tarımın çok önemli bir yatırım olduğunun altını çizen Babaoğlu, “Her şeyden önce organik tarımın altyapısını hazırlayan başta özel idareye ve diğer birimlere teşekkür ediyorum. Kışa girdiğimiz şu günde kırsal kalkınmanın en iyi örneği sergileniyor. Kış mevsiminde çilek yiyoruz. Bu durum hem fakir köylünün kalkınmasını hem de damlama sulama sitemiyle birlikte suyun tasarruflu kullanılmasını sağlıyor. Biz bilim adamları olarak organik tarımı her zaman destekliyoruz ve yaygınlaşması için ciddi anlamda çalışmalarımız var. Taşkent’ten Akşehir e kadar bütün köylerde organik tarımın yaygınlaştırılması için organize tarım bölgesinin hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Umut ediyorum ki proje hayata geçtiğinde Konya organik tarımın merkezi olacak. Böylece Konya organik tarımda hem model hem de marka olmasında hiçbir engel yok. Biraz elimizi çabuk tutmanız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

Seydişehir Yaylacık Köyü'nde yapılan çalışmalar

İl Özel İdaresi Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı ve İl Tarım Müdürlüğü ekipleri yaklaşık 2 yılda bir köyün durumunu bütünüyle değiştiren bir projeye imza attılar. Yaylacık Köyü 1600 m rakımlı, yaklaşık 100 haneli bir köy. Toplam arazisi 650 dekar civarında. Daha önce suyu olmayan bu köyde şimdi kapalı sistem damlama sulama her bahçenin dibine kadar getirilmiş ve organik üretim teknikleri bakımından eğitilen köylüler çilek, diğer sebze ve meyve yetiştirmektedir. Köy Muhtarı İsmail Portakal Köy'e yapılan yardımları artık kabul etmediklerini, daha fakir köylere yönlendirdiklerini, sezon başlayınca köye günde 65000 YTL para girdiğini söylemektedir. İşte KonOrganik projesi sahasında bulunan bir köyün bir kaç yılda ulaştığı nokta.... Fotoğraflar 18 Ekim 2007 tarihinde çekilmiştir. Köy rakımı yüksek olduğundan geç turfanda üretime de uygundur. Bu mevsimde tarlalarla hala çilek vardır. ........

 

İl Özel İdaresi Kırsal Kalkınma Dairesi ve Tarım İl Müdürlüğü ekipleriyle birlikte 

Hüyük İlçesi'nden üreticilere Yaylacık Köyünde yapılanları gösterme amaçlı düzenlediğimiz gezi programı (18 Ekim, 2007)

Yaylacık Köyü Giriş Tabelası 

Seydişehir, Yaylacık Köyü Muhtarı

 

**

Bir Başka Örnek KÖY

Hüyük Değirmenaltı Köyü

DAMLA SULAMA SİSTEMLİ ORGANİK TARIMSAL ÜRETİM KIRSAL KALKINMA HAMLESİ PROJESİ

KIRSAL KALKINMA AMAÇLI 2008 YILI BÜTÇE PLANINA ALINMASI GEREKEN İLÇELER ve KÖYLER

Kırsal Kalkınma İl Genel Meclisi’miz ve İl Özel İdaresi’nin en öncelikli alanlarından birisidir. Çünkü İl Özel İdaresi Stratejik Planı’nda kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin öncelikle sağlanması hedeflenmiştir. Organik tarımsal üretim bu 2 amaca da hitap eden bir üretim sistemidir. Kaldı ki; son yıllarda Konya bölgesinde yıllık yağış miktarı azalmış, dengesizleşmiş ve su kaynakları yok olmaya başlamıştır. Bu nedenle tarımsal üretimde suyun etkin kullanılması, su kaynaklarının da korunması gerekmektedir. Organik tarım su sıkıntısı, yağış yetersizliği çeken Konya İli'nde özellikle dağlık kesimlerde küçük çiftçiler için en önemli ve tek çıkış yolu olarak gözükmektedir. Organik tarım projeleri Avrupa Birliği ülkeleri arasında kırsal kalkınmada öncelikli projelerdir.

Konya İli’nde 800 üretici yılda yaklaşık 4000 dekar alanda organik üretim gerçekleştirmektedir. Bu üretimin büyük kısmı dağlık araziye sahip Taşkent-Akşehir hattındaki ilçelerde yapılmaktadır. Fakat yapılan üretim hem tekniğe uygun değil hem de sulama alt yapısı sıkıntısı çekilmektedir. Damlama sulama sistemi alt yapıları köylerin kendi başlarına yapamayacakları niteliktedir. Üretim bakımından da bilgi ve eğitime ihtiyaç vardır.

Bu amaçla çok güzel bir örnek İl Özel İdaresi Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı ile İl Tarım Müdürlüğü işbirliğiyle Seydişehir Yaylacık Köyü'nde 2006 ve 2007 yıllarında gerçekleştirilmiş, köyün 650 dekar arazisi basınçlı kapalı sulama sistemine geçirilmiştir. Daha önce suyu olmayan bu köyde şimdi kapalı sistem damlama sulama sistemli organik üretim teknikleri bakımından eğitilen köylüler çilek, diğer sebze ve meyve yetiştirmektedir. Üretilen ürünler İngiltere’ye ihraç edilmektedir. Köy Muhtarı İsmail Portakal Köy'e yapılan dış yardımları artık kabul etmediklerini, daha fakir köylere yönlendirdiklerini, sezon başlayınca köye günde 65 000 YTL para girdiğini belirtmektedir. Daha önceleri dışarıya göç veren köye geri göçler başlamıştır. İşte bir köyün bir kaç yılda ulaştığı nokta budur.

18 Ekim 2007 tarihinde Hüyük İlçesi'nden çiftçiler Kırsal Kalkınma ve Tarım Daire Başkanlığı’nca Yaylacık Köyü’ne davet edilmiş ve köyde yapılanlar anlatılmıştır. Köylüler bu sisteme hayran kalmış ve eğer benzer şartlar oluşturulursa kendilerinin de kalkınacağını belirtmiştir. 2007 yılı içinde Seydişehir Mesudiye Köyü’nde de benzer çalışma başlatılmış olup tamamlanmak üzeredir.

İl Özel İdaresi Kırsal Kalkınma Dairesi, Tarım İl Müdürlüğü'nün ve Üniversite'nin işbirliğiyle eğitim, yolluklar, tarımsal girdi (fide, fidan, malçlama naylonu, damlama boruları vb.) temini ve sulama alt yapısını oluşturmak üzere aşağıdaki ilçelerin en az bir köyü veya köylerinde 2008 yılı bütçesinden gerçekleştirilmek üzere köy başına 420 000 YTL kaynak ayrılması gerekmektedir.

Bu ilçeler Türkiye’nin alan olarak en büyük ili olan Konya’nın 31 ilçesinden 16’sını, alan olarak Konya’nın 1/3’ünü, nüfus olarak yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Yani bu ilçelerde yaşayanların yeterli büyüklükte arazileri yoktur. Bu ilçelerin gelir seviyesi çok düşük, doğal kaynakları henüz sömürülmemiş ve su kaynaklarının kenarındadırlar. Geçimleri büyük ölçüde tarıma dayalıdır.  

Bu yolla Seydişehir Yaylacık ve Mesudiye Köyleri'ne (2) ilave olarak Toplam 15 ilçeden 16 köy 2008 yılı sonu itibariyle tümüyle organik tarıma geçirilecektir. Her ilçede oluşturulacak bir model köy ilçenin diğer köy ve kasabalarına örnek teşkil edecek ve böylece zamanla ilçelerin tümünde organik üretim modeline geçişin yolu açılmış olacaktır. Bu yolla Konya İli'nde kırsal kalkınma hamlesi yaygınlaştırılacak, bölgesel ekonomik ve sosyal şartlar iyileşecek, köylerden kente göçler azalacak, geriye göç sağlanacak, tüketicilere sağlıklı ürünler sunulacak, bu alanda yeni yatırımlar gündeme gelecek, yeni sanayi kolları gelişecek ve istihdam kapasitesi artacaktır.  Bu durum gerçekleştiğinde Kırsal Kalkınmanın en iyi şekli ortaya konulmuş olacaktır.

 

 

KONORGANİK PROJESİ'NDE GELİŞMELER

 

Konya İli’nde Organik Tarım ve İl Özel İdaresi: Başarı hikâyesi

Konya İli’nde organik tarım 1997 yılından itibaren Hüyük İlçesi ve civarında planlı olarak uygulanmaya başlamıştır. İlçe’nin bazı köylerinde yerel yöneticilerle birlikte çilek temel ürün olmak üzere organik üretim yaklaşık 10 yıldır yapılmaktadır. Fakat üretim rekabetçi ve organize değildir.  

 

Konya İl Özel İdaresi bütçesinden Üniversite ve İl Tarım Müdürlüğü birlikte son 4 yıldır kamuoyu ve alt yapı oluşturma çalışmaları yürütmektedir. Buna en iyi örnekler Seydişehir İlçesi Yaylacık (2006), Mesudiye ve Ketenli (2008), Bozkır İlçesi Armutlu (2008), Doğanhisar İlçesi Fırınlı, Derbent İlçesi Merkez ve Hüyük İlçesi Değirmenaltı (2008) köyleri diğer 2 köyle birlikte 2008 yılı sonu itibariyle organik tarıma geçirilmiş olacaktır. Bu yolla Konya İli Taşkent-Akşehir Dağlık İlçeleri hattında 16 ilçede toplam 9 köy, köy bazında organik tarıma geçirilmiş olacaktır. Köy başına ortalama 500-600 bin YTL yatırım ile (su temini, damlama sulama alt yapısı, fide, fidan dağıtımı ve eğitim) bir köyden bir yılda 1-1.5 milyon YTL’lik üretim ve çıktı elde edilebilmekte, bir köyün ekonomik-sosyal durumu 1 yılda değişebilmektedir. Seydişehir Yaylacık Köyü iyi bir başarı hikayesi olarak ortadadır. Tabi İl Özel İdaresinin bütçesi ve yapabilecekleri ortadadır. Bu hatta yaklaşık 300 köy mevcuttur. Bunların hepsinin organik tarıma geçirilmesi mümkündür.

                        

Yaylacık Köyü’nde 2006 yılında başlayan çalışmalarla köy tümüyle organik üretim yapmaktadır. Köye şehirden göçler başlamıştır. Hedef gerek İl Özel İdaresi kaynaklı gerekse diğer kaynaklarla, arazi miktarı az ve gelir seviyesi düşük dağlık kırsal alanlardaki tüm köylerde organik tarıma geçmek ve bunları daha sonra bir marka altında toplayıp hem yerinde işlemek hem de etkin olarak pazarlamaktır  

 

Konorganik kapsamındaki ilçelerde yıllık toplam yağış Konya Ovası’na göre daha fazladır. Buralarda damlama sulamalı meyve sebze üretimi yanında kuru tarım organik tahıl üretimi de mümkün gözükmektedir. Ayrıca bu alanlar doğal yer üstü su kaynaklarımızın kökenini aldığı alanlardır. O nedenle organik tarım doğal kaynakların korunmasına büyük katkı sağlayacaktır.

                                   i.          Damlama sulama temelli organik fide ve fidan, meyve, sebze ve tıbbi bitkiler üretimi, et, süt, yumurta (hayvancılık) ve eko-turizm

                                 ii.          3 Alt Bölgede Organik Üreticiler alt birlikleri ve Üst birliğin kurulması

                               iii.          Üretimin işleme ve paketlemesinin mahallinde yapılması (Hedef her 10 köy için bir tesis; dondurma, reçel-marmelat, meyve suyu, bebek maması, dondurulmuş meyve ve sebze fabrikaları, kurutulmuş paketlenmiş ürünler vb.) ve bir uluslar arası marka (KON-ORGANİK) çerçevesinde yurt içi ve dışı pazarlama. (Yerel girişimcilerin desteği olacaktır)

                               iv.          Ulusal Organik Tarım Enstitüsü’ veya Araştırma Merkezi’nin kurulması (5 Milyon YTL) (Selçuk Üniversitesi)

                                 v.          Ulusal Organik Tarım Fuarı (Beyşehir Gölü ve civarında)

                               vi.          Konya Ticaret Borsası bünyesinde Organik Ürünler Borsası’nın kurulması (Ticaret Borsası)

Yaylacık Köyünün bir yıllık gelir rakamı tüm köylere oranlandığında bu yolla bölgeye yılda 450 milyon YTL gelir sağlanmış olacaktır.  Ayrıca en önemli konu damlama sulama yapılan bu köylerde su tasarrufu oldukça yüksek olacaktır. İstihdam artacak, kötlere dönüşler başlayacaktır. İşte kırsal kalkınma budur. İşte bu nedenle AB organik tarımı en iyi kırsal kalkınma modeli olarak görmekte ve ona göre desteklemeler yapmaktadır. Konorganik projesi için kaynak gereklidir. Bu proje aynı zamanda Türkiye’de en az 6-7 bölgeye de uygulanabilir bir model olacaktır.

Konya'da organik köy sayısı 2008 yılı sonu itibariyle 9 olacaktır. Hedef 10 yılda 300 köy'dür. Bu konuda basında çıkan haberlere ait linkler aşağıdadır.

Köylerin gelir seviyesi yükselecek (Konya Valiliği Web Sitesi)

Köylere organik tarım desteği (Memleket Gazetesi)

Organik Tarım Konya için fırsat olabilir mi? (Dünya Gazetesi- Ali Ekber Yıldırım)

Köylerin refah seviyesi yükselecek (Yeni Şafak Gazetesi)

Organik Köylerde alternatif ürün kapsamında tıbbi bitki üretiminin yaygınlaştırılması ile ilgili haberler

Özel İdare tarımda yeni bir çığır açtı (Memleket Gazetesi)

İç Anadolu çiftçisi tıbbi ve aromatik bitki yetiştirerek kalkınacak (Tarım Dünyasından)

Konya tarımında çığır (Merhaba Gazetesi)

**

'YA DİBİNİ, YA DA MUM GİBİ ETRAFINI IŞIT. İKİSİ DE YOKSA VAY HALİNE..'



Güncelleme: 29 Eylül 200
9

 

 

ANA SAYFAYA DÖN

    Copyright by Mehmet Babaoglu - www.mehmetbabaoglu.gen.tr © Ekim, 2007