|
ORGANİK TARIM VE KONYA
Mehmet Babaoğlu
Selçuk Üniversitesi,
Ziraat Fakültesi, 42075 Kampüs, Konya, Türkiye |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
![]() |
DAĞLIK, KIRSAL KÜÇÜK ARAZİYE SAHİP ÇİFTÇİLER İÇİN EN UYGUN ÜRETİM MODELİ: ORGANİK TARIM 4 Eylül 2009 tarihi Konya tarımı için bir milat niteliğindedir. Çünkü bu tarihte DPT KOP Eylem Planı hazırlama çalışmalarına başlanmıştır. Bu Eylem Planı gerçekleştiğinde Konya ili dağlık kırsal alanda bulunan 15 ilçe tümüyle organik tarıma geçecek ve bu alan Türkiye ve dünyada organik tarımsal (bitkisel ve hayvansal) üretimin önemli cazibe merkezlerinden birisi haline gelecektir. |
![]() |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
KONYA İLİ'NDE KIRSAL DAĞLIK 15 İLÇENİN YAKLAŞIK 232 köy, 85 beldesinde ORGANİZE ORGANİK TARIMI HEDEFLEYEN KONORGANİK PROJESİ'NDE GELİŞMELER- SAYFANIN SONUNA BAKINIZ... |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
18 Ekim'de Konya'da dağlık bir köyde tarlada organik çilek, elma ve alıç!!! Nerede mi? Konya, Seydişehir, YAYLACIK Köyü'nde. Devamı aşağıda.....
Bu sayfada kırsal kalkınmanın en iyi araçlarından birisi olan organik tarımın Konya İli'nde yaygınlaştırılmasıyla ilgili yapılan çalışmalar görsel olarak verilmektedir. Bu sayfayla amacımız küçük araziye sahip, dar gelirli, dağlık ve doğal kaynakların yoğun olduğu benzer tüm bölgelerde bu tarım şekline geçilmesi ve kırsal kalkınmayla şehirlere göçlerin önlenmesi, daha iyi gelir seviyesine ulaşmak ve daha iyi bir insan refahıdır. Tabi ki organik tarımla üretilen ürünlerin daha kaliteli olduğu da bir gerçektir. Bu yolla tüketici de geniş bir tercih şansına sahip olacak dilediği tip ve kalitede ürün arasından seçme hakkı elde edecektir. Halen Türkiye'de isteyen istediği organik ürünü bulma şansına sahip değildir. Bu tür ürünler yurtdışına ihraç edilmektedir. Neden insanımız daha kaliteli ve sağlıklı olduğu artık kabul edilen organik ürünleri tüketmesin. Bu sayfada organik tarım hakkında genel, Dünya, Türkiye ve Konya’da organik tarımın durumu hakkında bilgiler verilmekte ve Konya İli’nde tarımsal üretimi konvansiyonel ve organik olarak 2 ana kısma ayıracak; bölge için her açıdan iyi örnek olacak bir üretim modeli için organize organik tarım bölgesinin oluşturulmasının gerekliliği üzerinde durulmaktadır. Bu projenin adı KonOrganik'tir. Organik tarım su sıkıntısı, yağış yetersizliği çeken Konya İli'nde özellikle dağlık kesimlerde en önemli ve tek çıkış yolu olarak gözükmektedir.
Dünya
ve Türkiye’de Organik Tarım
Organik tarım, üretimin kimyasal girdi kullanılmadan yönetmelikler
çerçevesinde izin verilen girdiler kullanımıyla yapıldığı, üretimden
tüketime kadar her aşamanın kontrol altında ve sertifikalı olarak
gerçekleştirildiği tarımsal bir üretim biçimidir. Organik üretim ve
yetiştirme tekniği ile kontrol sertifikasyon kuruluşu kontrolünde
üretilmiş, yetiştirilmiş, doğadan toplanmış, avlanmış, ham yarı
mamul veya mamul haldeki sertifikalandırılmış ürüne ise organik ürün
denilmektedir. Organik tarım toprak, su kaynakları ve havayı kirletmeyen; kısacası eko sistemle uyumlu kırsal kalkınma modelinin en önemli araçlarından biri olarak görülmektedir. Organik tarım projeleri Avrupa Birliği tarafından kırsal kalkınma amaçlı desteklenen projeler arasında önceliklidir. Türkiye’de bazı şirketlerin küçük çaplı olarak gerçekleştirdiği ve hayvansal ağırlıklı bazı projeler dışında organize ve küçük çiftçileri birleştirecek ve kırsal alanın güçlendirilmesini sağlayacak bir üretim modeli bulunmamaktadır. Organik tarım Kuzey Avrupa
ve ABD çiftçileriyle başlamış ve bu hareketler 1972 yılında
Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (Federation of
International Organic Agriculture Movements/IFOAM)’nun kurulması ile
dünya çapında örgütlenmeye başlamıştır. 1991 yılında Avrupa Birliği
Organik tarımla ilgili yönetmelik çıkarmıştır.
AB’de kırsal kalkınma düzenlemeleri ile
organik tarıma geçişler desteklenmektedir. Tarım-Çevre koruma
önlemleri ile önce AB Konseyi Düzenlemesi No: EEC 2078/1992 ve daha
sonra EEC 1257/1999 çerçevesinde çevrenin bozulmasını engelleyici
veya geliştirici organik üretim metotlarına maddi destek
sağlanmıştır. Destekler 5 yıllık bir süre boyunca organik tarıma
geçen çiftçilere saha ve üretilen bitki türlerine göre ödeme
yapılmasını kapsamaktadır. Tek yıllık bitkilerde dekar başına 60
Euro, çok yıllık bitkilerde ise 90 Euro üst limitine kadar teşvik
ödenmesini sağlanmıştır (Babaoğlu, 2006)
1993 yılında AB-15 için (ilk 15 üye) 174 000 ha alanda uygulanan
program, 2003 yılında 36 milyon ha alana ulaşmıştır. Toplam
desteklenen alan içinde organik veya geçiş dönemi alanlarının payı
1993’de %0.5 iken 2003 yılında %7’ye çıkmıştır. Bazı ülkelerde bu
rakam (Örnek: İsveç, Danimarka, Hollanda, İtalya ve İngiltere) çok
daha yüksek oranda (%20-67) gerçekleşmiştir.
AB Kırsal kalkınma Tarım-Çevre Programları aracılığıyla
desteklemeler organik tarım için ortalama 185 Euro/ha olurken, bunun
dışındaki desteklerin (hayvancılık, nesli tükenmekte olan ürünlerin
tarımı, erozyon vb.) ortalaması 91 Euro/ha olmuştur. Bu organik
tarıma verilen önemin en belirgin göstergesidir. Bir başka ifadeyle
AB-15’te 2003 yılı sonu itibariyle organik alanların yarısı
teşviklerden yararlanmıştır. Avrupa’da organik tarımın
yaygınlaştırılmasında bu fonların çok etkili olduğu açıktır.
Örneğin; İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz ve Yunanistan’da dağlık
alanlardaki zeytinliklerin hemen hemen tamamı bu desteklerden
faydalanmıştır (Babaoğlu, 2006).
Dünya’da organik tarım bakımından tüm alanlarda olduğu gibi 2
kutuplu bir durum söz konusudur. Bunlar halen dünyada en önemli
pazar halindeki Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri
(ABD)’dir. Fakat bu iki dev pazar arasında henüz organik tarım
bakımından standardizasyon sağlanabilmiş değildir (Babaoğlu, 2006).
Dünyada organik tarım sektörünün hedefi 2010
yılında 100 milyar dolarlık bir organik pazarı yakalamak, her ülkede
tarım alanlarının %10’unda organik tarıma geçmektir. Avrupa’da bu
hedefin yakalanabilir olduğu gözükmekle birlikte diğer kıtalar için
daha çok çalışma yapmak gerekmektedir. Türkiye’de ise bu hedefin
yakalanması pek mümkün gözükmemektedir.
AB’de Organik ürün Fiyatları
Ülkeden ülkeye değişen önemli fiyat farkları olmasına karşın AB’de
organik ürünler daha pahalıya satılmaktadır. 2004 yılında üretici
fiyatları tahıl ürünleri (buğday) için AB-15 ortalaması 0.26 €/kg
olmuş fakat ülkeler arası %19-189 arası değişmiştir. Organik
buğdayda tüketici fiyatları ise AB-15 ortalaması olarak 1.49 €/kg
olmuştur (Anonim, 2005). Organik elmada AB-15 ülkeleri ortalaması
hem çiftlik çıkış fiyatı hem de tüketici fiyatları konvansiyonel
üründen %100 fazla olmuştur. Patateste de durum farklı değildir.
Bazı ülkelerde üretimin fazla veya eksik olması (ürünün ithal
edilmesi) durumuna göre organik ürün fiyatları %100 ile %150
arasında değişmektedir. En az fiyat farkları sütte karşımıza
çıkmaktadır (%6-58 arası). Nedeni tüm AB ülkeleri süt üretimi
bakımından oldukça iyi durumdadır. Zaten Ortak Tarım Politikası ve
yapılan destekleme ödemelerinde süt ve ürünlerine yapılan
desteklerin azaltılması da bu nedenledir. Yumurta fiyatlarında da
oldukça geniş bir fiyat farkı göze çarpmaktadır (%17, Danimarka;
%231 Yunanistan). Et de benzer bir durumda fakat daha düşük fiyat
aralığı göze çarpmaktadır (%17-49 arası) (Anonim, 2005).
AB’de ülkedeki organik tarımsal üretimin gelişmişlik durumuna göre
fiyatlarda aşırı dalgalanmalar görülmektedir. Pazarda ne kadar çok
organik ürün mevcutsa fiyat farkı o kadar düşük olmaktadır. Ama
ortalama fiyat farkı yine en az %50 civarındadır. Tablo 1’de
İngiltere’de yaygın olarak faaliyet gösteren bir süpermarket
zincirinde internet satış merkezinden Mart 2006 itibariyle elde
edilen bazı organik ürünlere ait perakende satış fiyatları
verilmiştir. Burada verilen fiyatlar İngiltere’deki perakende
fiyatları yaklaşık olarak yansıtmaktadır.
Tablo 1. İngiltere’de bazı organik ürünlerin
konvansiyonel ürünlerle karşılaştırmalı perakende satış fiyatları
Veriler 20 Mart 2006’da yaygın bir süpermarketin online alışveriş
sisteminden alınmıştır. Bir İngiliz Pound’u (£)=2.35
YTL) (Babaoğlu, 2006).
Ülkemizde organik tarım 1985-1986 yıllarında Dünya’ da organik
tarımın gelişimine ve yurtdışından gelen organik ürün talebine bağlı
olarak sistemsiz bir şekilde başlamış ve sağlıklı gıdaların
tüketimine yönelik dünyadaki değişmelere paralel olarak gelişmiştir.
1994 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan “
Organik Tarım Metotları ile Üretilen Bitkisel Hayvansal Ürünlerin
Üretimi, İşlenmesi ve Pazarlanmasına ilişkin Yönetmelik “ 18 Aralık
1994 tarihinde Resmi Gazete’ de yayımlanarak uygulamaya girmiş ve
böylece Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın denetiminde ve yönetmelik
kuralları çerçevesinde organik tarımsal faaliyetlere başlanmıştır.
Avrupa Birliği Organik Tarım Yönetmeliğine uygun olarak hazırlanan
ve 11 Temmuz 2002 Tarih ve 24812 Sayı ile Resmi Gazetede yayımlanan
“ Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik
çıkarılmıştır. 01.12.2004 tarihinde 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve buna müteakip 10.06.2005 tarihinde Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin 25841 sayılı en son ve kapsamlı yönetmelik Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Organik Tarım Kanunu (Türkiye'de organik tarımın temelini oluşturan kanun) Organik Tarım Yönetmeliği (Organik tarımla ilgili bir çok bilgiye bu yönetmelikten ulaşılabilir)
1986 yılında Kuru üzüm, fındık, kuru incir gibi geleneksel ürünlerle
başlayan organik tarım faaliyetleri bugün 15.000 çiftçi aile
tarafından yaklaşık
Ülkemizde Organik Ürün fiyatları
2005-2006 yılı AB müzakereleri tarım tarama
sürecinde Türk tarafının verdiği bilgilere göre organik ürünlerle
organik olmayanlar arasında fiyat farkı (2005 Aralık ayı itibariyle)
%84 (badem) ile %500 (buğday ezmesi ve pirinç), kuru fasulye %239
olmak üzere ortalama %200 oranında değişim göstermiştir (http://www.abgs.gov.tr/tarama/tarama_files/11/sorular_cevaplar_files/cevaplar/Organik%20Tarim_Ek_2.pdf).
Bu durum Türkiye’de organik perakende pazarının yeterli organik ürün
olmaması nedeniyle henüz stabil hale gelmediğini göstermektedir.
Türkiye’de fiyatların en azından önümüzdeki bir kaç yılda aynı
şekilde devam edeceği beklenebilir.
Artan rekabet sebebiyle dünya pazarında yer tutup, uluslararası ihracat yapabilmek giderek zorlaşmaktadır ve ileride daha da zorlaşacaktır. O nedenle, üretimde kalite ve verimi artırmak, daha rekabetçi olmak, organize olarak daha planlı üretim yapmak gerekmektedir. Ancak bu şekilde üretime geçildiği takdirde ihracat yapılabilecek, aksi takdirde dünya pazarında ürünlerin yer bulması mümkün olamayacak, ülkesel tüketimi artırmaya yönelik bilgilendirmelerin yapılması gerekecektir (Babaoğlu, 2006).
Konya’da Organik Tarım
Konya ilinde organik tarım 1997 yılından itibaren uygulanmaya
başlamıştır.
Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyeleri tarafından 1997 yılından bu yana
Konya ilinde çeşitli ilçe (Akşehir, Ilgın, Bozkır, Beyşehir, Hüyük,
Ereğli) ve beldelerde organik tarım eğitim çalışmaları
yapılmaktadır. 1997 Yılında organik çileği yoğun olarak üretildiği
Hüyük İlçesi’nde Mahalli İdareler Organik Tarım Kalkınma Birliği
kurulmuş ve bölgede eğitim çalışmaları yürütülerek, bu amaçla
oldukça düşük maliyetle çilek fidesi ve çeşitli meyve fidanları
üreticilere dağıtılmıştır. Yine bu yıllardan başlamak üzere
Türkiye’de ilk defa Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde lisans
seviyesinde Organik Tarım lisans dersi verilmeye başlanmıştır. Konya
İl Tarım Müdürlüğü ve İlçe Tarım Müdürlükleriyle koordineli olarak
özellikle 2003 yılından itibaren oldukça planlı eğitim ve uygulama
çalışmaları yapılmaya başlanmıştır.
Konya ili’nde özellikle
sözleşmeli üretim modeliyle başta çilek üretimi olmak üzere üretim
yelpazesi her geçen yıl artmaktadır. 17 çeşit organik ürün
içerisinde en fazla üretim yaklaşık 1700 dekar alanda organik çilek
olmuştur. Akşehir, Hüyük, Doğanhisar ilçelerindeki köy ve
kasabalarda organik çilek üretimi, bölge çiftçisinin en önemli gelir
kaynağıdır. Çilek üretiminden sonra yetiştirilen alan olarak sırayla
vişne, nohut, rezene, havuç, kiraz, arpa, buğday, domates, erik,
mercimek, anason, üzüm, badem, elma, ceviz, haşhaş almaktadır. Konya
İl Tarım Müdürlüğü kayıtlarına göre 2006 yılında sertifikalı 779
üretici tarafından toplam 3614 dekar alanda organik üretim
gerçekleştirilmiştir (Tablo 2).
Konya’da en fazla üretilen ürünler çilek, nohut, vişne, kiraz ve
ceviz olup bunu domates ve elma takip etmektedir (Tablo 2).
Tablo 2. Konya’da İlçelere Göre Organik
Üretim (2006-2007) (İl Tarım Müdürlüğü, Konya)
Akşehir, Hüyük, Doğanhisar ilçelerinde üretilen organik çilekler
Haziran aylarında sözleşme yapan firmalar tarafından köylerde
kurulan hallerde satın alınarak sanayide işlenmek üzere Bursa ve
İzmir illerine götürülmektedir. Bu ilçelerin ilgili köy ve
kasabalarında organik çilek üzerine festivaller yapılmaktadır.
Konya İl Tarım Müdürlüğü 2003 yılında Selçuklu ilçesine bağlı
Dağdere köyünde %50 Özel İdare katkılı olarak 26 çiftçiye 2’şer
dekar alanda organik tarım yapılmak üzere kiraz ve elma bahçeleri
ile sebze bahçeleri kurulmuştur. Kurslar düzenlenerek 28 çiftçiye
Organik Tarım Sertifikası verilmiştir. 2004 yılında organik
sözleşmeleri yapılan çiftçilerin 2006 yılında 87 dekar alanda
ürettikleri rezene, organik ürün olarak Japonya’ya satılmıştır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile D.S.İ. Genel Müdürlüğünün
30.12.2003 tarihinde İçme ve Kullanma Amaçlı Baraj Havzalarında
Organik Tarım Yapılmasına dair imzalanan protokol çerçevesinde
İlimizde bulunan Altınapa Baraj havzasındaki Küçükmühsine,
Ulumuhsine, Akpınar köyleri ile Başarakavak ve Tepeköy beldelerinde
organik tarım üzerine çiftçi eğitim çalışmaları yapılmış, ihracatçı
firmalar ve kontrol sertifikasyon kuruluşları davet edilerek
çiftçilerle bire bir görüşmeleri sağlanmıştır. Özel İdare
Müdürlüğünce desteklenen ve Müdürlüğümüzce yürütülen, Organik
Domates Üretimi Projesi kapsamında söz konusu bu bölgede 2006
yılında Akpınar köyü ile Başarakavak ve Tepeköy beldelerinde 12
çiftçiyle 24 dekar alanda organik domates yetiştiriciliği
yapılmıştır. İl Özel İdaresi kaynaklı 2004 yılında 10.000 sırık
domates, 2005 yılında ise 10.000 sırık domates ve 72.000 çilek
fidesi üreticilere ücretsiz olarak dağıtılmıştır. 2006 yılında da
10.000 sırık domates 45.000 çilek fidesi, bölgedeki ilgili köy ve
kasabalara dağıtılarak bölgede domates ve çilek yetiştiriciliğinin
yaygınlaşması hedeflenmiştir.
2006 yılında organik üretim konusunda eğitim alan Seydişehir
Yaylacık köyüne 6 dekar alanda modern tekniklerle malçlı, damla
sulamalı organik çilek bahçeleri kurularak, bu bölgede organik çilek
üretimi üstün bir verimle (dekara verim 2300 kg)
başarı ile gerçekleştirilmiştir. Seydişehir Yaylacık köyü ve
pilot olarak seçilen örnek köylerde Konya Valiliği Özel İdare
Müdürlüğünün maddi desteği ve Tarım İl Müdürlüğünün teknik
hizmetleriyle 2007 yılında da organik ürün yetiştiriciliği devam
edecektir.
Konya Organize Organik Tarım Bölgesi Projesi (KonOrganik)
Bu bölge Konya sınırları içerisinde, geri kalmış kırsal bölgelerin
kalkınmasına katkıda bulunmak amaçlanmaktadır. Konya sınırları
içerisinde özellikle de düşük gelirli, küçük araziye sahip, dağlık
ve kıraç toprakları işleyen üreticilerin organik tarıma geçirilmesi;
bu yolla da bölgede ekolojik dengenin korunması, orman alanlarının
ve istihdamın artırılarak kırsal alandan şehirlere göçün önlenmesi
veya tersine göçün sağlanması hedeflenmektedir. Bölge alanları
ekolojik bakımdan henüz dejenere alanlar olmayıp bu bakımdan doğal
ortamların korunması ve gelecek nesillere aktarılması da önemli
hedefler arasındadır.
Ayrıca proje Toros Dağları’nın etekleri denilebilecek ve Göller
Bölgesi olarak adlandırılan önemli bir alanı da içermektedir (Tablo
3, Şekil 1 ve 2)). Bu bölge su kaynakları açısından da önemlidir.
Organik tarıma geçilmesi kaynakların kirletilmesini önleyecek, su
tasarrufu sağlayacak, birim alandan daha az su ile daha fazla ve
kaliteli ürün elde edilmesini sağlayacaktır.
Organize Organik Tarım Bölgesi’nin oluşturulması sanayi
sektörlerinin bu alanlara yönelmesini sağlayarak şehirlerde sanayi
yığılmalarını azaltacak, kırsal iş gücünün göçü engellenecektir.
Projenin hayata geçirilmesi dünyada ve Türkiye’de bir ilk olacak
ulusal ve uluslararası bir marka haline gelecektir.
Proje optimum organik tarım sahası hesaplamaları dikkate alınarak
oluşturulmuş birbirine bağlı alanlardan müteşekkil üç ayrı bölgeyi
hedeflemektedir. Proje alanları dağlık olmaları itibariyle heterojen
gibi gözükmesine karşın, benzer iklim, topografik, demografik ve
ekonomik yapılar itibariyle homojendir.
Proje alanı kapsamındaki alt bölgeler, Türkiye’nin alan olarak en
büyük ili olan Konya’nın 31 ilçesinden 17 ilçesini kapsamaktadır
(Tablo 3). Konya ili
toplam alanı 41.600 km2’dir. Buna göre proje alanı 13589
km2 (1.350
Tablo 3. Önerilen Organize Organik Tarım
Bölgesi İlçeleri (Veriler Konya ve Isparta Valilik kayıtlarından
alınmıştır)
Proje alanı 42000 km2 olan Konya İli alanının yaklaşık 1/3'üdür.
Şekil 1. Organize Organik Tarım Proje Alanı’nın Konya Agro-ekolojik
Haritası Üzerinden Gösterimi (Harita Konya İl Tarım Master Planı,
2003’den alınmıştır).
Şekil 2. Organize Organik Tarım Proje Alanı’nın Uzaydan Görüntüsü (Google
Earth Web Sitesi’nden alınarak verilen resim üzerinde noktalı
çizgilerle gösterilmiştir).
Konya ilinin nadas alanları
hariç ekilen
Konya ilinde organik ürün işleyen, paketleyen, ambalajlayıp satan
hiçbir işletme bulunmamaktadır. Üretilen organik ürünler, diğer
illere gönderilmekte ve satışa sunulmaktadır. İlimizde
müteşebbislerin organik ürün işleyen firmalar kurması ve Konya’da
işlemesi hem istihdamı hem de organik ürün üreten çiftçi
sayısını artıracaktır.
Üreticilere yönelik yetiştiricilik ve pazar
bilgilerinin verildiği eğitim programları düzenlenmelidir. Organik
üretimde arzın devamlılığı esası gözden kaçırılmamalı, bu konuda
gerekli tedbirler alınmalıdır.
Organik tarım üretim teknikleri ile ilgili araştırma çalışmaları (kompost
hazırlama, hastalık ve zararlılarla alternatif mücadele metotları
vb.) teşvik edilmelidir. Bu çalışmalara ilave olarak, üretici
sorunları, tüketici eğilimleri ve isteklerinin belirlenmesi gibi
konularda proje formatlı çalışmalar teşvik edilmelidir.
Tüketici bilinçlendirme çalışmalarına da önem verilmeli, yazılı ve
görsel basının da yardımıyla organik ürün tüketimi ile ilgili
kampanyalar başlatılmalıdır.
İlimizde sebze ve meyve pazarlarında (belediye semt pazarları)
organik ürün satılabilmesi için gerekli altyapı oluşturulmalı,
belediyeler ile işbirliği imkanları araştırılmalıdır.
İlimiz organik çilek üretimi bakımından söz sahibi olmasına rağmen
düşük çilek verimi dikkat çekmektedir. Modern yetiştiricilik
teknikleri, hastalık ve zararlılarla mücadele konusunda tarımla
alakalı resmi ve sivil kurumlarla işbirliği yapılmalı bu sorunların
giderilmesi hususunda gerekli çalışmaları biran önce başlatmalıdır.
Organik ürün yetiştiren üreticiler sivil ve resmi kurumlarca teşvik
edilmeli, yarışmalar ve festivaller düzenleyerek ülke ve dünya
çapında tanıtım konusunda çalışmalar yapılmalıdır.
Organik tarımdaki gelişme bütüncül bir
yaklaşımla ele alınmalı; üretici bilincinin oluşturulması, destek
mekanizmaları, örgütsel yapının tesisi, tüketici eğilimlerinin
belirlenmesi, tanıtım faaliyetleri ve araştırma çalışmaları bu
yaklaşım içerisinde değerlendirilmelidir.
Konya İli’nde organik tarıma daha fazla ağırlık verilirken pazarlama
ile ilgili sorunlardan dolayı bu tür bir üretim organize bir şekilde
belirli bölgelerde yapılmalıdır. Bu amaçla yapılan çalışmalarda en
uygun alanlar olarak yukarıda verilen alanlar ortaya çıkmıştır. Bu
alanlar ekolojik olarak temiz olan, küçük arazilerin bulunduğu ve
gelir seviyesi düşük çiftçilerin bulunduğu bölgeler olup organik
tarım tüm bu sorunlara çözüm getirecek niteliktedir. Dolayısıyla bu
tür bir proje kesinlikle faaliyete geçirilmelidir.
AB’den sağlanan Kırsal Kalkınma Fonları’nın küçük Bölgesel Kalkınma
veya Köy Bazlı Yatırım Ortaklığı gibi çok fazla sonuç getirmeyen
birçok projeye tahsisi yerine organize organik tarım bölgelerinin
oluşturulması için bilinçli ve programlı olarak ayrılmasının ve
yönlendirilmesinin sağlanması gerekmektedir.
Bu amaçla organik birlikler (üretici ve tüketici) ve markalar
oluşturulmalıdır.
b. Ham tarımsal ürünlerin doğrudan satışı yerine yarı mamul ve mamul
organik ürünlerin üretimi,
d. Organik tarım fuarlarının sayısının artırılması gerekmektedir.
Doğrudan gelir ödemelerinin şu ana kadar akılcı kullanıldığı
söylenemez. Organik tarımın Türkiye’de geliştirilmesi için hükümet
politikaları oluşturulmalıdır. Eğer Türkiye bu faaliyetleri
yapamazsa, organik tarım ürünlerinin köy pazarlarında satılmaya
çalışılan ürünlere dönme riski yüksektir. Avrupa’ya ve dünyaya ancak
kaliteli organik ürünlerin ihraç şansı vardır. AB’ye yeni giren Doğu
Avrupa ülkeleri AB organik ürünleri talebini karşılayabilecek
seviyede ilerlemektedir. Burada Polonya örnek alınabilir. Dahası Çin
bu alanda hızlıca yükselmekte, oyuncak ve diğer sektörlerde olduğu
gibi yine organik tarım konusunda da rakip olarak karşımıza
çıkmaktadır. Arap pazarı Türkiye organik ürünleri için bir çıkış
yolu olabilir.
KONORGANİK Proje taslağı Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu -Selçuk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi. mehmet.babaoglu@selcuk.edu.tr Prof. Dr. Şaban Çalış, Selçuk Üniversitesi, İktisat Fakültesi. scalis@selcuk.edu.tr Mehmet Kaçmaz, Konya İl Özel İdaresi Genel Sekreteri İbrahim Doster, Konya İl Tarım Müdürü Raşit Turan- Konya İl Özel İdaresi Kırsal Kalkınma ve Tarım Daire Başkanı Ömer Erdi, Konya İl Özel İdaresi Sadık Oturanç, Konya İl Tarım Müdürlüğü Ali Ataiyibiner, Konya Meram Merkez Ziraat Odası ABD Iowa State Universitesi İşbirliğiyle... Projeye destek verenler: Selçuk Üniversitesi ve Ziraat Fakültesi Proje Bölgesi Kaymakamları ve İlçe Tarım Müdürlükleri Proje Bölgesi İlçe Belediyeleri Ziraat Odaları Proje Bölgesi diğer Sivil Toplum Kuruluşları
PROJE İÇİN YAPLAN FAALİYETLER VE TANITIM TOPLANTILARI İlçe Tarım Müdürlükleri'ne yazı (2004- Kasım) Beyşehir İlçesi'nde yapılan toplantı (2005 Ocak) Bozkır Ziraat Odası'nca düzenlenen panel (Bozkır-13 Şubat, 2005) Ereğli'de yapılan sunu (2005) Konya Sivil Toplum Platformu'na yapılan Sunu (2005) Ilgın İlçesi'nde yapılan toplantı (2006 Ocak) Hüyük İlçesi'nde yapılan toplantı (Nisan, 2005) Konya Selçuk Üniversitesi Teknokenti Proje Pazarı'nda yapılan sunu (18 Şubat 2006)
Bozkır Ziraat Odası'nca düzenlenen panel (Bozkır-13 Şubat, 2005)
KIRSAL KALKINMA, ORGANİK TARIM, KONYA İLİ'NDE YAPILAN ÇALIŞMALAR: 'KONORGANİK'E DOĞRU......
Projemize bir tohum da siz ekebilirsiniz!!!! (Önerileriniz için mehmet.babaoglu@biyoteknoloji.gen.tr)
Son yıllarda Konya bölgesinde yıllık yağış
miktarının azalması, yağışların mevsime göre dengesizleşmesi ve
taban su seviyesinin azalması su sorununu ön plana çıkarmış
bulunmaktadır. Küresel iklim değişikleri konusundaki tartışmalarla
birlikte de bu konu gündemdeki en önemli sorunlardan biri haline
gelmiştir. Çünkü su hayat demektir; hem tarımsal üretim ve sanayi,
hem de evlerde kullanımda insanlar için birinci derecede önemli bir
varlıktır.
Küresel iklim değişiklerinden en çok etkilenen ülkelerin başında
Türkiye gösterilmektedir. Türkiye’de de en çok etkilenen bölgelerin
başında Konya gelmektedir. Konya bir taraftan kuraklık, bir taraftan
tuzlu su havzalarının baskısı, öte taraftan da bilinçsiz su
kullanımı gibi nedenlerle bu konuda tam bir çıkmaza doğru
sürüklenmektedir. Tahıl ambarı, tarım başkenti gibi altı-boş
sloganlarla da yanlış bir kalkınma modeli ısrarı ile de tam bir
felakete doğru sürüklenmektedir. Konya platosu özellikle de sulu
tarım ısrarı ve buna bağlı ağır gübreleme uygulamaları ile
geleceğini karartmaktadır.
Son 15 yılda tarımda
yapılanma bütünüyle suya bağlı olarak gelişmiş, kuru tarım
teknikleri unutulmaya başlamıştır. Yetiştirilen ürünler bakımından
az suya ihtiyaç gösterenlerden çok su ihtiyacı olan ürünlere kayma
olmuş, yapılan yatırımların çoğu su toplama, dağıtımı ve kullanımı
ile ilgili yatırımlar olmuştur.
Hatta şehirlerde yeşil alanlarda tercih edilen çimler bile
çok su tüketimi olan bitkiler arasındadır. Fakat bundan vazgeçilmesi
gerekliliği kendini hissettirmeye başlamıştır.
Bu nedenle ülkemizde konvansiyonel tarım yapılan alanlarda iyi tarım
tekniklerinin uygulanmasına, suyu etkin kullanan teknikler ve
bitkilerin yetiştirilmesine ve bölge içi ve bölgeler arası üretim
planlamasının yapılarak rekabeti azaltıp, gelir seviyesinin
yükseltilmesine ihtiyaç vardır. Bu amaçla öncelikle çevresel olarak
çok fazla kirlenmemiş alanların bölgesel veya alt bölgesel olarak
organize organik tarıma geçmesine şiddetle ihtiyaç vardır.
İl Özel İdaresi- Tarım İl Müdürlüğü Kırsal Kalkınma ve
Organik Tarımın yaygınlaştırılması Haberleri
(Konhaber.com)
Seydişehir Yaylacık Köyü'nde yapılan çalışmalar İl Özel İdaresi Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı ve İl Tarım Müdürlüğü ekipleri yaklaşık 2 yılda bir köyün durumunu bütünüyle değiştiren bir projeye imza attılar. Yaylacık Köyü 1600 m rakımlı, yaklaşık 100 haneli bir köy. Toplam arazisi 650 dekar civarında. Daha önce suyu olmayan bu köyde şimdi kapalı sistem damlama sulama her bahçenin dibine kadar getirilmiş ve organik üretim teknikleri bakımından eğitilen köylüler çilek, diğer sebze ve meyve yetiştirmektedir. Köy Muhtarı İsmail Portakal Köy'e yapılan yardımları artık kabul etmediklerini, daha fakir köylere yönlendirdiklerini, sezon başlayınca köye günde 65000 YTL para girdiğini söylemektedir. İşte KonOrganik projesi sahasında bulunan bir köyün bir kaç yılda ulaştığı nokta.... Fotoğraflar 18 Ekim 2007 tarihinde çekilmiştir. Köy rakımı yüksek olduğundan geç turfanda üretime de uygundur. Bu mevsimde tarlalarla hala çilek vardır. ........
İl Özel İdaresi Kırsal Kalkınma Dairesi ve Tarım İl Müdürlüğü ekipleriyle birlikte Hüyük İlçesi'nden üreticilere Yaylacık Köyünde yapılanları gösterme amaçlı düzenlediğimiz gezi programı (18 Ekim, 2007)
Yaylacık Köyü Giriş Tabelası
Seydişehir, Yaylacık Köyü Muhtarı
** Bir Başka Örnek KÖY Hüyük Değirmenaltı Köyü
DAMLA SULAMA SİSTEMLİ ORGANİK TARIMSAL ÜRETİM KIRSAL KALKINMA HAMLESİ PROJESİ KIRSAL KALKINMA AMAÇLI 2008 YILI BÜTÇE PLANINA ALINMASI GEREKEN İLÇELER ve KÖYLER Kırsal Kalkınma İl Genel Meclisi’miz ve İl Özel İdaresi’nin en öncelikli alanlarından birisidir. Çünkü İl Özel İdaresi Stratejik Planı’nda kırsal kalkınmanın ve gıda güvenliğinin öncelikle sağlanması hedeflenmiştir. Organik tarımsal üretim bu 2 amaca da hitap eden bir üretim sistemidir. Kaldı ki; son yıllarda Konya bölgesinde yıllık yağış miktarı azalmış, dengesizleşmiş ve su kaynakları yok olmaya başlamıştır. Bu nedenle tarımsal üretimde suyun etkin kullanılması, su kaynaklarının da korunması gerekmektedir. Organik tarım su sıkıntısı, yağış yetersizliği çeken Konya İli'nde özellikle dağlık kesimlerde küçük çiftçiler için en önemli ve tek çıkış yolu olarak gözükmektedir. Organik tarım projeleri Avrupa Birliği ülkeleri arasında kırsal kalkınmada öncelikli projelerdir.
Konya İli’nde 800 üretici yılda yaklaşık 4000 dekar alanda organik
üretim gerçekleştirmektedir. Bu üretimin büyük kısmı dağlık araziye
sahip Taşkent-Akşehir hattındaki ilçelerde yapılmaktadır. Fakat
yapılan üretim hem tekniğe uygun değil hem de sulama alt yapısı
sıkıntısı çekilmektedir. Damlama sulama sistemi alt yapıları
köylerin kendi başlarına yapamayacakları niteliktedir. Üretim
bakımından da bilgi ve eğitime ihtiyaç vardır.
18 Ekim 2007 tarihinde Hüyük İlçesi'nden çiftçiler Kırsal Kalkınma
ve Tarım Daire Başkanlığı’nca Yaylacık Köyü’ne davet edilmiş ve
köyde yapılanlar anlatılmıştır. Köylüler bu sisteme hayran kalmış ve
eğer benzer şartlar oluşturulursa kendilerinin de kalkınacağını
belirtmiştir. 2007 yılı içinde Seydişehir Mesudiye Köyü’nde de
benzer çalışma başlatılmış olup tamamlanmak üzeredir.
Bu ilçeler Türkiye’nin alan olarak en büyük ili olan Konya’nın 31
ilçesinden 16’sını, alan olarak Konya’nın 1/3’ünü, nüfus olarak
yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Yani bu ilçelerde yaşayanların
yeterli büyüklükte arazileri yoktur. Bu ilçelerin gelir
seviyesi çok düşük, doğal kaynakları henüz sömürülmemiş ve su
kaynaklarının kenarındadırlar.
Geçimleri büyük ölçüde tarıma dayalıdır.
Bu yolla Seydişehir Yaylacık ve Mesudiye Köyleri'ne (2) ilave olarak Toplam 15 ilçeden 16 köy 2008 yılı sonu itibariyle tümüyle organik tarıma geçirilecektir. Her ilçede oluşturulacak bir model köy ilçenin diğer köy ve kasabalarına örnek teşkil edecek ve böylece zamanla ilçelerin tümünde organik üretim modeline geçişin yolu açılmış olacaktır. Bu yolla Konya İli'nde kırsal kalkınma hamlesi yaygınlaştırılacak, bölgesel ekonomik ve sosyal şartlar iyileşecek, köylerden kente göçler azalacak, geriye göç sağlanacak, tüketicilere sağlıklı ürünler sunulacak, bu alanda yeni yatırımlar gündeme gelecek, yeni sanayi kolları gelişecek ve istihdam kapasitesi artacaktır. Bu durum gerçekleştiğinde Kırsal Kalkınmanın en iyi şekli ortaya konulmuş olacaktır.
KONORGANİK PROJESİ'NDE GELİŞMELER
Konya İli’nde Organik Tarım ve İl Özel İdaresi: Başarı hikâyesi
Konya İli’nde organik tarım 1997 yılından itibaren Hüyük İlçesi ve
civarında planlı olarak uygulanmaya başlamıştır. İlçe’nin bazı
köylerinde yerel yöneticilerle birlikte çilek temel ürün olmak üzere
organik üretim yaklaşık 10 yıldır yapılmaktadır. Fakat üretim
rekabetçi ve organize değildir.
Konya İl Özel İdaresi bütçesinden Üniversite ve İl Tarım Müdürlüğü
birlikte son 4 yıldır kamuoyu ve alt yapı oluşturma çalışmaları
yürütmektedir. Buna en iyi örnekler Seydişehir İlçesi Yaylacık
(2006), Mesudiye ve Ketenli (2008), Bozkır İlçesi Armutlu (2008),
Doğanhisar İlçesi Fırınlı, Derbent İlçesi Merkez ve Hüyük İlçesi
Değirmenaltı (2008) köyleri diğer 2 köyle birlikte 2008 yılı sonu
itibariyle organik tarıma geçirilmiş olacaktır. Bu yolla Konya İli
Taşkent-Akşehir Dağlık İlçeleri hattında 16 ilçede toplam 9 köy, köy
bazında organik tarıma geçirilmiş olacaktır. Köy başına ortalama
500-600 bin YTL yatırım ile (su temini, damlama sulama alt yapısı,
fide, fidan dağıtımı ve eğitim) bir köyden bir yılda 1-1.5 milyon
YTL’lik üretim ve çıktı elde edilebilmekte, bir köyün
ekonomik-sosyal durumu 1 yılda değişebilmektedir. Seydişehir
Yaylacık Köyü iyi bir başarı hikayesi olarak ortadadır. Tabi İl Özel
İdaresinin bütçesi ve yapabilecekleri ortadadır. Bu hatta yaklaşık
300 köy mevcuttur. Bunların hepsinin organik tarıma geçirilmesi
mümkündür.
Yaylacık Köyü’nde 2006 yılında başlayan çalışmalarla köy tümüyle organik üretim yapmaktadır. Köye şehirden göçler başlamıştır. Hedef gerek İl Özel İdaresi kaynaklı gerekse diğer kaynaklarla, arazi miktarı az ve gelir seviyesi düşük dağlık kırsal alanlardaki tüm köylerde organik tarıma geçmek ve bunları daha sonra bir marka altında toplayıp hem yerinde işlemek hem de etkin olarak pazarlamaktır
Konorganik kapsamındaki ilçelerde yıllık toplam yağış Konya Ovası’na
göre daha fazladır. Buralarda damlama sulamalı meyve sebze üretimi
yanında kuru tarım organik tahıl üretimi de mümkün gözükmektedir.
Ayrıca bu alanlar doğal yer üstü su kaynaklarımızın kökenini aldığı
alanlardır. O nedenle organik tarım doğal kaynakların korunmasına
büyük katkı sağlayacaktır.
i.
Damlama
sulama temelli organik fide ve fidan, meyve, sebze ve tıbbi bitkiler
üretimi, et, süt, yumurta (hayvancılık) ve eko-turizm
ii.
3 Alt
Bölgede Organik Üreticiler alt birlikleri ve Üst birliğin kurulması
iii.
Üretimin
işleme ve paketlemesinin mahallinde yapılması (Hedef her 10 köy için
bir tesis; dondurma, reçel-marmelat, meyve suyu, bebek maması,
dondurulmuş meyve ve sebze fabrikaları, kurutulmuş paketlenmiş
ürünler vb.) ve bir uluslar arası marka (KON-ORGANİK) çerçevesinde
yurt içi ve dışı pazarlama. (Yerel girişimcilerin desteği olacaktır)
iv.
Ulusal
Organik Tarım Enstitüsü’ veya Araştırma Merkezi’nin kurulması (5
Milyon YTL) (Selçuk Üniversitesi)
v.
Ulusal
Organik Tarım Fuarı (Beyşehir Gölü ve civarında)
vi.
Konya
Ticaret Borsası bünyesinde Organik Ürünler Borsası’nın kurulması
(Ticaret Borsası)
Yaylacık Köyünün bir yıllık gelir rakamı tüm köylere oranlandığında
bu yolla bölgeye yılda 450 milyon YTL gelir sağlanmış olacaktır.
Ayrıca en önemli konu damlama sulama yapılan bu köylerde su
tasarrufu oldukça yüksek olacaktır. İstihdam artacak, kötlere
dönüşler başlayacaktır. İşte kırsal kalkınma budur. İşte bu nedenle
AB organik tarımı en iyi kırsal kalkınma modeli olarak görmekte ve
ona göre desteklemeler yapmaktadır. Konorganik projesi için kaynak
gereklidir. Bu proje aynı zamanda Türkiye’de en az 6-7 bölgeye de
uygulanabilir bir model olacaktır. Konya'da organik köy sayısı 2008 yılı sonu itibariyle 9 olacaktır. Hedef 10 yılda 300 köy'dür. Bu konuda basında çıkan haberlere ait linkler aşağıdadır. Köylerin gelir seviyesi yükselecek (Konya Valiliği Web Sitesi) Köylere organik tarım desteği (Memleket Gazetesi) Organik Tarım Konya için fırsat olabilir mi? (Dünya Gazetesi- Ali Ekber Yıldırım) Köylerin refah seviyesi yükselecek (Yeni Şafak Gazetesi) Organik Köylerde alternatif ürün kapsamında tıbbi bitki üretiminin yaygınlaştırılması ile ilgili haberler Özel İdare tarımda yeni bir çığır açtı (Memleket Gazetesi) İç Anadolu çiftçisi tıbbi ve aromatik bitki yetiştirerek kalkınacak (Tarım Dünyasından) Konya tarımında çığır (Merhaba Gazetesi) ** 'YA DİBİNİ, YA DA MUM GİBİ ETRAFINI IŞIT. İKİSİ DE YOKSA VAY HALİNE..'
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||