Dünya'da bir çok
ülkede ve Türkiye'de yetersiz yağışlarla su kaynakları
kurumakta ve dengesizleşmektedir. Bazı ülkelerde daha
fazla yağış olarak, bazı ülkelerde ise kuraklık
tehlikesi ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunun nedeni
olarak küresel ısınma gösterilmektedir.
Dünya sıcaklığının
artışında atmosfere salınan ve insan faaliyetleri sonucu
oluşan sera gazlarının (CO2, CH4,
N2O, HFC, PFC ve SF6) etkili olduğu artık
bilinmektedir. Bu gazların atmosfere emisyonu her geçen
yıl artmakta fakat sanayileşme uğruna gerekli önlemler
alınmamaktadır. Sanayi ve taşımacılık sektörleri en
fazla emisyona neden olan sektörlerdir.
Nature Dergisi'nden
Michael Hopkin'in haberi: Avustralya'lı Josep Canadell''in
yaptığı araştırma sonuçlarına göre göre (22 Ekim, 2007)
Sera gazı seviyesi artıyor buna karşılık denizlerin
karbon depolama kapasitesi azalıyor. Bunun nedenleri
olarak ekonomik büyüme, yoğun fosil yakıtı kullanımı ve
bunlardan daha önemlisi denizlerin karbondioksiti tutma
ve depolama kapasitesi azalıyor. 2000 yılından önce
yılda atmosferik karbondioksit seviyesi 1.5 ppm
(milyonda kısım) iken bu yıllardan sonra her yıl 1.9 ppm
civarında karbondioksit miktarına ulaşılıyor
(Haberin devamı...). Bu durumda
biriken gaz bir örtü görevi yaparak
sıcaklığın artmasına neden oluyor.
Tablo 1. Bazı
ülkelerin tarımsal kaynaklı olmayan yıllık CO2
emisyonu miktarları
(www.nationmaster.com)
|
Sıra |
Ülke |
Miktar
(1000 ton) |
|
1 |
ABD |
5 760 000 |
|
2 |
ÇİN |
3 470 000 |
|
3 |
RUSYA |
1 540 000 |
|
4 |
JAPONYA |
1 220 000 |
|
5 |
HİNDİSTAN |
1 000 000 |
|
6 |
ALMANYA |
840 000 |
|
7 |
İNGİLTERE |
560 000 |
|
8 |
KANADA |
520 000 |
|
9 |
İTALYA |
445 000 |
|
10 |
MEKSİKA |
385 000 |
|
15 |
BREZİLYA |
327 000 |
|
19 |
SUUDİ ARABİSTAN |
266 000 |
|
21 |
TÜRKİYE |
220 000 |
|
22 |
HOLANDA |
175 000 |
|
100 |
SUDAN |
6 000 |
En fazla emisyonu olan
CO2 gazı dahil insan kaynaklı toplam emisyonun ancak
%10-12’si tarımsal kaynaklı sera gazlarıdır. Bunlardan en
önemlileri metan (CH4) (toprak, hayvansal gübreler,
fermantasyon ürünleri; %38) ve diazot monoksit (N2O;
%32) (ticari gübreler, endüstriyel atıklar) gazlarıdır.
Biyomasın yakılması (%12), çeltik üretimi (%11) ve hayvansal
gübreler (%7) diğer emisyon kaynaklarıdır. Tarımsal alanlar CO2
alımı ve salınmasına neden olurlar. Fakat tutma ve salınım
farkının çok fazla olmadığı düşünülmektedir.
Eğer emisyon değerleri bu şekilde giderse
yüzyılın sonuna doğru dünyada sıcaklığın ortalama 4 C daha
artacağı tahmin edilmektedir. Bu da mevsimler ve iklimlerin
değişmesi anlamına gelmektedir. Kuraklık dünyada tüm ülkelerin
sorunudur. Durum böyle devam ederse su savaşlarının çıkacağı
tahmin dilmektedir.
AB’de İklim değişikliğiyle ilgili düzenlenen Yeşil Hafta
etkinliklerinde çeşitli uzman görüşleri videoları için
aşağıdaki linkleri takip ediniz Hepsinde insan hataları
nedeniyle bu duruma gelindiği tespit edilmekte ve nelere
dikkat edilmesi gerektiği belirtilmektedir.
(İngilizce-videoları indirmek için üyelik gerekebilir).
http://ec.europa.eu/environment/climat/campaign/podcast/cc_podcast_be_rahmstorf.wmv
(Eğer CO2 emisyonuna dikkat etmezsek ortalama
sıcaklıkların yüzyılın sonunda 7 C artabileceği, dikkat
edersek ise 2 C’yi geçmeyeceği vurgulanmaktadır)
http://ec.europa.eu/environment/climat/campaign/podcast/cc_podcast_be_barker.wmv
(İngiliz Dr. Barker, problemin uzun surely geliştiği ve
uzun sureli çözümler gerektiği, teknolojinin problem
çözmede hatkı sağlayacağı, Kyoto Protokolüne uyulması
gerektiği, gelişmiş ülkelerin buna uymadığı, 2012 de
bitecek protocol süresi sonunda ne olacağı- tedbir
alınmazsa durumun iyiye gitmedeğini tespit etmektedir)
http://ec.europa.eu/environment/climat/campaign/podcast/cc_podcast_be_metz.wmv
(Hollandalı uzman Dr. B Metz tarafından en son IPCC
Değerlendirme Raporu değerlendirilmektedir. İklim
değişikliğinin olduğu kesin olarak kabul edilmekte, 3
kısımdan oluşan raporun tespit, önlemler ve öneriler
kısımlarından oluştuğu, dikkatli olmazsak durumun daha
kötüye gideceği, aşırı sıcak dalgalar ve yağışlar
olacağı, kuraklık ve sel baskınlarının görüleceği
belirtilmektedir).
AB Komisyonu’nca
öğrenciler için hazırlanan bir broşürle iklim
değişikliği nedeniyle bilinçli hareket edilmesi
gerektiği
ve
bu durumun kötüye gitmemesi sizin elinizde denilerek:
Değiş: indir, kapat- durdur, yeniden kullan, yürü’ gibi
sloganlar oluşturulmuştur.
(http://ec.europa.eu/environment/climat/campaign/pdf/toolkit_en.pdf)
Yani;
‘İklim Değişikliğini Değiştirmek için Değişmemiz
Gerekmektedir’
Türkiye'de kuraklıkla ilgili ciddi
yapılanmalar gerekmektedir.
TOBB Başkan Yardımcısı Sayın Faik Yavuzun Kuraklık
politikaları ile ilgili Referans Gazetesi'nde çıkan
yazısı
bu konuyla ilgilidir.
Küresel İklim Değişikliği ile ilgili NTVMSNBC sayfasında yer
alan haberler
Kuraklık ve Konya
2007 KÜRESEL İKLİM
DEĞİŞİKLİĞİNDEN EN FAZLA
ETKİLENEN İL KONYA!.
1.5 milyon ton buğday kaybı,
sulak alanlarını en fazla kaybeden il!
*KONYA
İL MERKEZİ VE İLÇELER MERKEZ NÜFUSLARI 2007
Konya'nın 31 Aralık
2007 tarihi itibariyle toplam nüfusu 1 milyon 959
bin 82 olarak açıklandı. Nüfusun 1 milyon 412 bin
343'ü şehirde yaşıyor. Şehirdeki nüfusun 701 bin
737'si kadın 710 bin 606'sı ise erkek...
İlçe merkezlerinin nüfus sayısı
Merkez 1-
Karatay 229995
Merkez 2-Meram 282523
Merkez 3- Selçuklu 454537
Merkez İlçeler Toplamı: 967 055
Diğer ilçeler
1- Ahırlı 1098
2- Akören 2781
3- Akşehir 63472
4- Altınekin 3711
5- Beyşehir 32799
6- Bozkır 6801
7- Cihanbeyli 15192
8- Çeltik 4250
9- Çumra 28153
10- Derbent 3033
11- Derebucak 3017
12- Doğanhisar 5945
13- Emirgazi 5567
14- Ereğli 94542
15- Güneysınır 5089
16- Hadim 3238
17- Halkapınar 1487
18- Hüyük 3618
19- Ilgın 31178
20- Kadınhanı 14096
21- Karapınar 31913
22- Kulu 20496
23- Sarayönü 9053
24- Seydişehir 37763
25- Taşkent 1300
26- Tuzlukçu 3977
27- Yalıhüyük 1612
28- Yunak 10107
Diğer ilçeler Toplamı: 445288
Merkez ilçeler (şehir Merkezi)
/diğer ilçeler oranı:2.17
KONYA OVASI,
ÇİFTÇİSİ VE İNSANI KURAKLIKTAN ÇOK ETKİLENDİ...
Yağışlar artık eskisi gibi değil...
Bunun için;
KONYA KAPALI HAVZASINDA
TARIM VE SU YÖNETİMİ YENİDEN YAPILANDIRILMALIDIR.
Bunun için;
KOP İÇİN BAŞBAKANLIĞA BAĞLI
BİR YÖNETİM BİRİMİ OLUŞTURULMALI veya KOP Eylem Planı
oluşturulmalıdır.
KONYA KURAKLIK
KORDİNASYON KURULU OLUŞTURULMALI
KONYA KURAKLIK
STRATEJİK PLANI ÇIKARTILMALIDIR.
Bu konunun şakası
yoktur. Konuyla ilgili bilgiler ve öneriler aşağıda yer
almaktadır.
Konya ili son yıllarda en düşük yağış alan illerden birisidir.
2006'da bir önceki yıla göre yağışlar %20, 2007 yılında da ise
ilave %10 azalmıştır. Kış aylarında neredeyse hiç bir yağış
alınamamıştır.
Tarımsal alanlarda kuraklık nedeniyle önemli
verim düşüşleri yaşanmıştır. Düşük yağış miktarı ve yüksek
sıcaklık nedeniyle tarımsal ürünler büyük zarar görmüştür.
Sulama sistemlerinde iyileştirmeler gereklidir.
İç Anadolu Bölgesi kuraklık ve çölleşme
bakımından en riskli bölgelerin başında gelmektedir. Meke,
Akşehir, Eber Göl'leri kurumuş,
Beyşehir Gölü ise büyük tehdit
altındadır.
Doğal hayat da büyük risk altındadır. Dünya'da
başka bir yerde olmayan yaklaşık 100 civarında
endemik bitki türü Konya İli
ve çevresinde yayılış göstermektedir. Bunlardan yaklaşık 45
adedinin nesli tehlike altına girmiştir. Türkiye'de Avrupa'nın
toplam endemik bitki sayısına yakın endemik bitki türüne ev
sahipliği yapmaktadır. Bu etkilenme muhtemelen diğer illerde de
aynıdır. O nedenle genetik mirasımıza yeterince sahip çıktığımız
söylenebilir mi? Bir müzedeki tarihi eserle (Karun hazineleri)
bu bitkilerin herhangi birinin kaybolması arasında fark var
mıdır?
Kuraklık konusunda her bilim dalının katkıları
olacaktır. Biyoteknoloji de bunlardan birisidir. Abiyotik stres
şartlarından birisi olan kuraklığa toleransla ilgili yapılacak
çalışmalar yanında kendi genetik kaynaklarımızın taranıp
toleranslı olanlarından istifade edebiliriz.
Ayrıca biyoteknoloji
biyoyakıt
(biyodizel, biyoetanol, biyogaz) üretiminde, suyu az tüketen
alternatif bitkilerin adaptasyonu ve geliştirilmesinde
uygulanabilecektir. Yağ bitkilerine yönelim ve bölgenin bir
enerji tarımı bölgesi olması yolunda ciddi adımlar atılmalıdır.
Ayrıca bölgede organik tarım yapılacak dağlık
kesimler (Taşkent-Akşehir hattında) organik tarım alanı olarak
tescillenmeli ve organik üretime geçen çiftçiler
desteklenmelidir. Araştırma ekibimiz Konya İl Tarım
Müdürlüğü'yle işbirliği içinde bölgede organik tarımın
yaygınlaştırılması ve projelendirilmesi üzerinde çalışmaktadır.
Bu amaçla Konorganik projesi taslak halinde hazırlanmıştır. Bu
yolla su kaynaklarımız da korunmuş olacak, küçük araziye sahip
çiftçilerin yoğun olara yaşadığı ve Konya ili nüfusunun %49'unu
oluşturan bu alt bölgede insanlar daha iyi gelir elde
edeceklerdir.
Kuraklıkla Yaşamayı Öğrenmemiz gerekmektedir....
Kuraklığın küresel ısınmaya mı yoksa başka bir
sebebe mi bağlı olduğu bilinmez ama ortadaki gerçek kuraklığı
yaşadığımızdır. Bu kuraklık bölgemizde olumsuz etkiler
bırakmıştır. Dünyada yapılan iklim tahmin çalışmaları Türkiye’de
özellikle Konya Kapalı Havzasının tehdit altında olduğuna işaret
etmektedir. Bu nedenle bu bölgeye has ve kesin çözümler
üretilmelidir. Örnek bazı yazılar Konya Ovasında bilinçsiz
tarımın su sıkıntısını bu hale getirdiğini vurgulamaktadır.
Ama tek bir ürüne bunu mal etmek ne kadar doğrudur bilinmez.
Yazının devamı için tıklayınız...
Kuraklık sadece tarımı değil, doğal hayatı ve tarıma dayalı
sanayi kollarını da etkilemektedir. Mevcut durumun devam
edeceği göz önüne alındığında durumun önemi daha da
artmaktadır.
Dünya tarımsal ürün ticaretinde
de ileriye yönelik önemli değişikliklerin olacağı söylenebilir.
Halen petrol fiyatları yüzünden zaten sıkıntı çeken uluslar
arası ticaret sektörü bir de uygun miktar ve kalitede mal bulma
savaşı içine girecektir. Bunun belirtileri ortaya çıkmaya
başlamıştır.
Konya Ovası'ndaki kuraklık
zararı kadar (yaklaşık 1 milyon ton) Türkiye'yi buğday ithali
kararını almaya götürdü (25 Eylül 2007)
Bu karar buğday stoklayıcı
spekülatörlerin önünü kesmek için de alınmış olabilir!!
Hayvansal yem sektörü de ciddi
tehdit altındadır. Büyük şirketler daha fazla ürün bulma
ve alma şansına sahip olacak, küçük ithalatçılar her
zaman istedikleri ürünü bulamayacaklardır.
Kimsenin dikkat etmediği bir
konu da arazi ve gayr-i menkul sektöründe değerlerin ileride
düşecek olmasıdır. Halen kurak alanlardaki arazilerin değerleri
düşmüş durumdadır.
Su bulmak için Orta Asya’yı terk ederek yola
çıkan ve Anadolu’yu vatan haline getiren bizler elimizdeki
sınırlı doğal kaynakları korumak için acil tedbirler almalı,
bilinçlenmeli ve bilinçlendirmeliyiz. Yaşanan kuraklık problemin
bireysel bir olgu değil küresel bir tehdit olduğunu artık
anlamalı ve gereksiz kullanımlarla ziyan edilen suyun önüne
geçmeliyiz.
Boşa akan her damlanın çölleşmeye bir adım
daha yaklaşmak anlamına geldiğini bilmeli ve ona göre hareket
etmeliyiz. Birlikte acilen tedbirler alamazsak sonuçları çok
yıpratıcı olacaktır. Hiç kimseyi dışlamadan, herkese sorumluluk
vererek, bilinçlendirerek bunları yapmamız ve başarmamız
gerekiyor. Kuraklıkla birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor.
Konya
Büyükşehir Belediyesi ve KOSKİ’nin Ekim 2007’de
gerçekleştireceği ve Uluslar arası olarak nitelendirilen
konferansla
küresel iklim değişikliği konusunu ele alacaktır. Fakat
konferans konuları dikkate alındığında çoğu tarım ve yaban
hayatıyla ilgilidir. Halbuki organizasyon olarak yeterince yerel
unsur kapsadığı söylenemez. Bu yerel unsurlar su ve tarımla
doğrudan ilgili kuruluşlar olup nihai faydalanıcılardır. Bu
nedenle bu tür organizasyonların daha katılımcı yapılması uygun
ve faydalı olacaktır.
Benzer bir konferans Brüksel'de
16 Şubat 2007'de yapılmıştır. Konferans programı ve
konuları için 'Communicating
Climate Change" Conference'
tıklayınız.
Sonun
başlangıcına doğru gitmemek için mevcut kaynakları en iyi
şekilde kullanmalıyız. Ne üretici, ne yönetici ne de tüketicinin
bu şartlar altında bağımsız ve sorumsuz hareket etme lüksü
yoktur. Çünkü zararı ve faydayı hep birlikte göreceğiz.
Sitenin bu kısmı dünya, Türkiye ve Konya
İli'nde kuraklık konularını işleyecek doğal hayata dair bilgiler
verilecektir. Aşağıda kuraklık ve Konya ili konulu sunular yer
almaktadır. Buradan yapılacak alıntılarda
www.biyoteknoloji.gen.tr atıfta bulunulması ve bu konularda
katkıda bulunmak isteyenlerin iletişim kısmında verilen adresler
aracılığıyla bizlere yazmalarını rica ederiz....
İç Anadolu bölgesi ve Konya İli için bir
Kuraklık Koordinasyon Kurulu oluşturulmalıdır.
İç Anadolu bölgesi ve Konya İli için bir
Kuraklık Stratejik Planı oluşturulmalıdır.
Aksi taktirde suyumuz bitince
aşağıdaki kuyulardan su çekmeye başlarız
'Kuraklık
ve Konya' Sunusu 1 (Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu)
(Bu sunu Konya İl Genel Meclisi
Başkanlığı'nın talebi üzerine 3 Ağustos 2007 'de İl Genel
Meclisi Salonu'nda Meclis Üyelerine yapılmıştır)
'Kuraklık ve Konya' Sunusu 2 (Prof. Dr.
Mehmet Babaoğlu)
(Bu sunu Konya Valisi Sayın
Osman Aydın başkanlığında 16 Ağustos, 2007'de MTA Salonu'nda
yapılan Kuraklık Koordinasyon İstişare Toplantısı'nda
yapılmıştır)
Konya Ticaret Borsası
Dergisi'nde Eylül-Ekim 2007 Sayısında çıkacak yazı
KONYA VE KURAKLIK: SONUN BAŞLANGICI MI?
Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu
(Yakında..)
Konya ve Kuraklık dış basında..
Konya'daki kuraklık Independent'ta
http://www.cnnturk.com/DUNYA/haber_detay.asp?PID=319&HID=1&haberID=393252
İngiltere'de yayınlanan The
Independent Gazetesi'nde 24 Eylül 2007'de Mr. Nicholas Birch
imzasıyla bir makale yayınlandı. Bu makalede Konya Ovasında
kuraklığa vurgular yapılmaktadır. Makale bazı yönleriyle eksik
bilgiler içermesine karşın konuya dikkat çekmesi açısından
önemlidir.
Yazının
devamı için tıklayınız....
Kuraklık ve Küresel
İklim değişikliği ile ilgili bazı linkler
http://www.unfoundation.org/SEG/
http://ec.europa.eu/environment/climat/campaign/podcast_en.htm
IPCC 4. Değerlendirme Raporu
http://www.mnp.nl/ipcc/pages_media/AR4-chapters.html
http://www.epa.gov/climatechange/index.html
İklimnet.org
ve burada verilen bazı linkler
Konya Ovasında Kaçak Kuyu Sayısı ve Tuz
Gölü'nün Konya Ovasını basması ile ilgili DSİ'den son
açıklama

|
DSİ 4. Bölge Müdür
Yardımcısı Mevlüt Pınarkara, Konya Kapalı
Havzası'nın Türkiye yer altı su potansiyelinin
yüzde 40'ını ve sulak alanların önemli bölümünü
bünyesinde barındırması nedeniyle dünyanın
önemli havzaları arasında yer aldığını söyledi.
Eşmekaya, Ereğli ve Hotamış Sazlıkları ile
Bolluk, Düden, Samsam, Tersakan, Suğla göllerini
tamamen kaybeden, Tuz Gölü ve Beyşehir gölünün
aralarında bulunduğu diğer önemli sulak
alanlarında önemli ölçüde kayıp oluşan havzadaki
yeraltı suyunun son yıllarda önlenemez şekilde
düştüğünü bildiren Pınarkara, bunda en büyük
etkenin bilinçsiz tarımsal sulama olduğunu
vurguladı. Konya Ovası'nda yarısı kaçak 50 bin
kuyudan su çekildiğinin bilindiğini ancak bu yıl
sayının inanılmaz ölçüde arttığı bilgisine
ulaştıklarını dile getiren Pınarkara, şunları
kaydetti: ''Küresel ısınmanın etkisiyle
bu yıl kuraklık olunca çiftçi ürününü istediği
ölçüde sulayamadı. Bunun sonucunda da binlerce
daha kaçak kuyu açıldığını düşünüyoruz. Şu anda
Konya Kapalı Havzası'nda 50 bine yakını kaçak 70
binden fazla kuyudan su çekildiğini sanıyoruz.
Rakamın 70 bine ulaştığı
kesin ancak 70 bini ne kadar geçtiğini
tam olarak bilmiyoruz. Bu yıl havzada, yer
altından su çekimi büyük boyutlarda oldu. Buna
karşın ekim sonuna kadar geçen 1 yıllık sürede
metre kareye
233 kilogram
yağış düştü. Önceden bu rakam 90 yılın ortalaması olarak
metrekareye 322 kilogramdı.''
-YER ALTI SU SEVİYESİ 1 YILDA
3,5 METRE
DÜŞTÜ-
Pınarkara, bu yıla
kadar yapılan ölçümlere göre yer altı su
seviyesinin yılda ortalama 1 metre düştüğünü belirterek,
''Ekim ayı sonuna kadar geçen 1 yıllık sürede
düşüş 3,5 metre olarak gerçekleşti.
Aslında son yıllarda ciddi düşüşler oluyordu.
Birkaç yıl öncesine kadar düşüşler santimetreyle
ölçülüyordu. Şimdi metrelerle ölçülüyor'' dedi.
Son 20 yıldaki
düşüşün 25 metreyi geçtiğini vurgulayan
Pınarkara, yer altına inenin birkaç katı su
çekilmesinin sonucunda bu duruma gelindiğini
söyledi. Acil önlem alınmaması durumunda Tuz
Gölü'nden yer altı suyuna akış başlayacağını
belirten Pınarkara, ''50
metrenin üzerindeki kot farkı 15 metrenin altına
indi. Bu fark kapandığında Konya Ovası'nda yaşam
sona erebilir. Tekrar yer altından Tuz Gölü'ne
doğru basıncın oluşması için 1400 yıl gerekir''
diye konuştu. Pınarkara, DSİ olarak
bölgede Kasım ayında envanter çalışmasına
başlayacaklarını ve çalışmayı yıl sonuna kadar
tamamlamayı hedeflediklerini ifade ederek,
Konya'daki kaçak kuyuları tespit edip kapatmayı,
suyun kontrollü kullanımını sağlamayı
amaçladıklarını bildirdi. Pınarkara, yağmurdan
önce Konya'nın kar yağışına ihtiyacı olduğunu,
yüksek kesimlerde kar kalınlığının 1 metreyi
geçmesi ve yaz aylarına kadar kalması durumunda
yer altı suyunun beslenebileceğini sözlerine
ekledi. (Haber:
Konhaber.com)
|
Gazetelerde Konya ve Kuraklıkla ilgili haber (16 Ekim,
2007) (AA Konya)
Konya Ovasına Ne Kadar su Gerekli? (Merhaba Gazetesi)
|
|
|
Ova'ya ne kadar su
gerekli?
Konya Kapalı Havzası'nda ekilen buğday
için sezonda 600 milyon, pancar için 950 milyon, mısır
için ise yaklaşık 450 milyon ton olmak üzere toplamda
yaklaşık 2 milyar ton su kullanıldığı bildirildi. |
|
Selçuk
Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu yaptığı
açıklamada, ciddi boyutta kuraklık
tehdidiyle karşı karşıya bulunan Konya
Ovası'nda alışkanlıklar, toprak yapısı
ve pazarlama gibi nedenlerle suyu en çok
tüketen bitki türlerinin tarımının
yapıldığını söyledi.
Tahılların yüzde 15-20'si ile pancar,
mısır ve fasulyenin tamamının sulu
şartlarda üretildiğini ifade eden
Babaoğlu, özellikle mısır üretiminin son
6-7 yılda ciddi artış gösterdiğini
bildirdi.
Çiftçilerin tarlada normalde verilmesi
gerekenden yüzde 30-40 daha fazla su ve
gübre kullandığını belirten Babaoğlu,
'Anız yakılıyor, organik gübreleme
yapılmıyor. Bu nedenlerle topraktaki
organik madde miktarı düşünce su kaybı
yüksek oluyor ve tarla daha fazla suya
gereksinim duyuyor. Bu şekilde ovada
ihtiyaç duyulan su giderek artıyor'
dedi.
Konya Kapalı Havzası'nda üretim alanları
dikkate alındığında tarımda ciddi
boyutta su harcandığını vurgulayan
Babaoğlu, şunları kaydetti:
'Havza genelinde ekilen buğday için
sezonda 600 milyon ton, pancar için en
az 950 milyon ton, mısır için ise
yaklaşık 450 milyon ton kullanılıyor.
Meyve ve sebze için, diğer tarla
ürünleri için kullanılan suları hesaba
katmadan sadece bu 3 ürün için toplamda
yaklaşık 2 milyar ton su kullanılıyor.
Bunun kaynağı yer altı ve yer üstündeki
sulardır.'
Sulama teknikleri ve sistemlerinde
yapılacak iyileştirmelerle 2 milyar ton
sudan yüzde 30 tasarrufun bile yılda 600
milyon ton suyu kazandıracağını belirten
Babaoğlu, akılcı kullanımla kazanılacak
suyun daha da artırılabileceğini
söyledi.
BEYŞEHİR GÖLÜ KURTULUR
Tasarruf edilecek bu suyun şehirde ya da
sanayideki bedelinin en az 2 milyar YTL
olduğunu vurgulayan Babaoğlu, bu
miktarın ayrıca Beyşehir Gölü'nün su
seviyesini 1 metre kadar yükselteceğini
ve normal şartlarına getireceğini
kaydetti.
Bu ürünlerden elde edilecek toplam
gelirin 1 milyar YTL olacağını ifade
eden Babaoğlu, bu gelirin tasarrufla
sağlanacak 2 milyar YTL'nin yarısına
denk geldiğini, suyun artık daha akılcı
kullanılması gerektiğini bildirdi.
DSİ. Bölge Müdürlüğüne göre Konya Kapalı
Havzası'nın yer altı suyunun emniyetli
rezervinin 1.7 milyar ton, yer üstü
rezervinin ise 5.95 milyar ton olduğunu
belirten Babaoğlu, şöyle devam etti:
'Konya Ovası'nda 2.5-3 milyar ton su
tüketildiği tahmin ediliyor. Bu suyun en
önemli kaynağı yer altı suları ve
Beyşehir Gölü'dür. Beyşehir Gölü'nde ve
yer altında yaklaşık ikişer milyar
tonluk kullanılabilecek su mevcuttur. Bu
su, yağışların olmaması durumunda
Konya'ya sadece 1.5-2 yıl yetecektir.
Sonunda Beyşehir Gölü kuruyacak, yer
altında su tükenecek ve tarım
bitecektir.'
Mevcut sulama şartlarının devam etmesi,
ovada tarımsal üretimin
sınırlandırılmaması durumunda yer
altındaki su kalitesinin tuzlanarak
bozulacağını ifade eden Babaoğlu, 'Bu
durumda geriye dönüş çok zor olur.
Sonuçta Konya Ovası'nda tarım ve
devamında yaşam tamamen sona erecek.
Eldeki sınırlı suyu daha akılcı
kullanmalıyız. Küresel ısınma yüzünden
önümüzdeki yıllarda daha etkin
kuraklıkla karşılaşabiliriz. Özellikle
tarımsal sulamada acil önlemler
gerekiyor' dedi |
|
Beyşehir Gölünü Tasarruf Kurtarır (Hakimiyet Gazetesi)
'Tasarrufla Beyşehir Gölü kurtulur' (Konhaber.com)
Ekim Ayı Yağış Durumu
Konya İli'nde uzun süreden beri beklenen
yağışlar 14-15 Ekim 2007 tarihinde gerçekleşti. İlçelere göre 2-3 mm
(Cihanbeyli, Çumra, Karapınar) ile 28 mm (Yunak) arasında yağış kaydedildi.
Ilgın 16-18 mm, Seydişehir ve Ereğli 13-14 mm, Akşehir ve Beyşehir 12-14 mm,
Konya Merkez 6-7 mm arasında yağış aldı. Ekim için özellikle Çumra, Cihanbeyli,
Kadınhanı ve Karapınar'da yeterli yağışlar yok gibi. .
...
|
Yağıştan her
yer faydalanamadı
(Merhaba Gazetesi Haberi,
24 Ekim, 2007) |
|
|
Birkaç gün önce devam eden yağışlar ile Konya
Merkezi ve bazı ilçelerde aylık ortalama
yakalanırken, bazı ilçelerdeki yağış oranlarının
ortalamanın çok altında olması dikkat çekiyor.
Meteoroloji verilerine
göre Konya merkezine Ekim ayında metre kareye 25
kilogram (25 mm) yağış düşerken, Yunak’a 35
kilogram, Beyşehir’e 33 kilogram, Seydişehir’e
32 kilogram, Hadim’e 26 kilogram Ilgın’a ise 23
kilogram yağış düştü. Bu ilçelerdeki yağışlar
Ekim ayı ortalamasına yakın. Öte yandan bazı
ilçelerdeki yağış oranları ise ay ortalamasının
çok altında. Ekim ayı boyunca Çumra’da
metrekareye 8 kilogram yağış düşerken,
Karapınar’a 6 kilogram, Karaman’a 12 kilogram,
Kulu’ya 12 kilogram, Ereğli ve Cihanbeyli’ye ise
15 kilogram yağış düştü. Meteoroloji Bölge
Müdürü Ertuğrul Şen, bölgede hafta sonuna kadar
yağış beklemediklerini açıkladı. Geçtiğimiz
hafta başında mevsim normallerinin altına düşen
hava sıcaklıklarının mevsim normalleri
seviyesinde seyretmesini beklediklerini dile
getiren Şen, “Sıcaklık değerlerinin mevsim
normallerinde olmasını bekliyoruz. Şu an Konya
merkezi için gecenin en düşük sıcaklığını 6-7
derece, en yüksek sıcaklığın ise 20-21 derece
olmasını bekliyoruz” dedi |
|
|
DSİ'ye göre,
Konya'da kuraklık
tehlikesi sürüyor |
|
Devlet Su İşlerinin
verilerine göre son
iki aydaki yağış
oranı sevindirici
ancak; kuraklık
tehlikesi halen
devam ediyor. |
Yoğun su çekilmelerinin
yaşandığı Konya, tarihinin
en kurak dönemlerinden
birini yaşadı. Yeraltı
sularındaki aşırı çekilme
tarımsal sulamayı
etkilerken, içme suyunda da
tehlikeli boyutlara
ulaşıldı. Küresel Isınmadan
en çok etkilenen bölgelerin
başında geldiği belirtilen
Konya’da uzmanlar, her
fırsatta önlem alınmazsa
ovanın çöl olacağı
uyarısında bulundu.
Kuraklık tehlikesiyle
korkulu günler yaşayan
Konya’da son aylarda etkili
olan yağışlar yüzleri
güldürdü.
Ekim
ayında Konya’da metrekareye
24.5, Kasım ayında da 68
kilogram yağışın
düşmesi ve meteorolojinin
yağışlı havanın devam
edeceği tahmini
sevindiriyor. Son iki aylık
dönemde metrekareye düşen
yağış miktarı mevsim
normallerinin üzerinde
artarken, Devlet Su
İşlerinin ölçümlerine göre
Konya’da kuraklık tehlikesi
geçmiş değil… Çünkü
Konya’daki baraj ve
göllerdeki su seviyesi halen
istenilen noktaya gelmedi.
DSİ’nin ölçümlerine göre;
geçen yıl 15. 9 Milyon
metreküp suyun bulunduğu Apa
Barajında şu an 6.8 Milyon
Metreküp, 8.1 milyon
metreküp suyun bulunduğu
Altınapa barajındaki su
miktarı ise 6.8 milyon
Metreküp’e düştü. Geçen yıla
oranla gözle görülür bir
düşüşün yaşandığı Konya’daki
baraj ve göllerde yapılan
son ölçümlerde elde edilen
veriler şu şekilde…
Beyşehir Gölü 2 Milyar 562
Milyon Metreküp, Sille
Barajı 6 Milyon Metreküp,
Ereğli İvriz Barajı 14.4
Milyon Metreküp, Ilgın
Çavuşlu depolaması 23 Milyon
Metreküp ve Suğla depolama
havzası 59. 6 milyon
Metreküp… Yetkililer
yağışların bu şekilde devam
etmesi halinde başta yeraltı
suları olmak üzere baraj ve
göllerdeki seviyenin umut
verici boyutlara ulaşacağı
görüşünde…
http://www.konhaber.com/?syf=ktgr&ktgr=18&hbr=KEJH8fjbVw
|
|
|
TBMM
Küresel
Isınmanın Etkileri ve Su Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimi
Konusunda Kurulan Meclis
Araştırma Komisyonu çalışmalarına başladı.
Komisyon Web sayfası:
http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/denetim/kuresel_isinma/index.htm
Tuz Gölü tükeniyor
(http://www.konhaber.com/?syf=ktgr&ktgr=18&hbr=1HU5GaWXKA)
Türkiye’nin tuz ihtiyacının yüzde 60’ını sağlayan gölün
yarısı kuraklık ve kirlenme nedeniyle yok oldu.
Uzmanlara göre önlem alınmadığı takdirde 2010 yılında
göl haritadan tamamen silinecek. Tuz gölüne hayat
verecek en önemli proje ise çevre illerde yapılacak atık
su arıtma tesisleri...
30 Aralık 2007
Dünya’da
benzeri sadece Amerika’da olan Tuz gölü Türkiye’nin
yıllık tuz ihtiyacının yüzde 60’ının karşılıyor. Tuz
Gölü. Kapalı havzadan akarsularla getirilen sularla ve
yeraltı suları ile beslenen gölde son yıllarda yapılan
ölçümler tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Bilinçsiz su kullanımı ve iklim değişikliği nedeniyle
Yeraltı sularında 10 metreye varan seviyedeki çekilme
tuz gölünün yarısının yok olmasına neden oldu. Selçuk
Üniversitesi Jeoloji mühendisliği bölümü öğretim üyesi
Yrd. Doç. Dr. Güler Göçmez uzunluğu 80 genişliği ise 100
kilometre olan tuz gölünün yarıya düştüğünü belirtti.
Tuz gölündeki tek tehlike kuraklık değil. Gölün
etrafında bulunan yerleşim alanlarının evsel ve sanayi
atıkları gölde aşırı bir kirlenmeye neden oluyor. Bu
durum, bölgede bulunan tuz fabrikası ve işletmelerini de
olumsuz yönde etkiliyor. Atıklarının tahliye
kanallarıyla göle ulaşması doğal dokuyu da yok ediyor.
Yrd. Doç. Dr. Güler Göçmez “Kirlenmede hatta Ağır metal
kirliliği evsel atıklarından sanayi atıklarından
kirlilikte hat safhadadır. Geçen sene ve önceki yıllarda
gölde yaptığımız incelemelerde kirliliğin oluşturduğu
Mikroorganizmalardan dolayı göl kırmızı bir renk
almıştı” diye konuştu.
Gölün kurtarılması için yapılması gerekenlerin başında
ise atık su arıtma tesisleri gerektiğini belirten göçmez
“Suları bilinçli kullanarak havzada bir su yönetimi
uygulayarak bu sulak alanları korumalıyız. Örneğin Mavi
tünelle gelecek olan sudan bir miktar tuz gölüne
ulaştırabilmeliyiz. Gölün çevresinde aktarabilmeliyiz.
Gölün çevresinde sulamayı bilinçli yapıp suların
sanayide kullanan suların arıtılarak tekrar tuz gölüne
gitmesini sağlamalıyız. Bizim yapacağımız en önemli şey
göle su aktarımını yapmak. Kirli suları atıkları göle
göndermemeliyiz” dedi. Arıtma tesislerinin yeni yeni
kurulmaya başladığını hatırlatan Göçmez acil önlemler
alınmadığı takdirde tuz gölünün haritadan tamamen
silinebileceğinin de altını çizdi.
|
KONYA'DA
SU SAVAŞLARI
(NİSAN 2008)
29 Nisan, 2008
tarihli haber..... (Merhaba Gazetesi.com)
SUYUMUZU HEBA ETMEYELİM
İsmil Belediye Başkanı Niyazi Arslantaş,
Yarma Belediye Başkanı Mustafa Sarıca,
Ovakavağı Belediye Başkanı Mulla Küçükpınar,
Hayıroğlu Belediye Başkanı Mustafa Geçgil,
Sakyatan Köyü Muhtarı Mehmet Çakmak,
Karakaya Köyü Muhtarı Ahmet Karapınar ve
Göçü Köyü Muhtarı Ahmet Aslan, birlikte
düzenledikleri basın toplantısında
bölgelerinde yaşanan su sıkıntısını gündeme
getirdi. Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen
toplantıda bölge çiftçileri adına konuşan,
İsmil Belediye Başkanı Niyazi Arslantaş,
kuraklığın oluşturduğu sorunların
giderilmesi için yetkililerden destek
istedi. Arslantaş, “Çumra ilçesinin büyük
bölümünü, ‘Karkın, Camili, Türkmenkarahüyük,
Güvercinlik, Üçhüyük, Taşağıl, Alibeyhüyüğü,
İçeri Çumra, Kaşınhanı) gibi belde ve
köyleri, tarımsal sulamada kullanılan suyu
‘Çumra Sulama Birliği’ adı altında kurulan
birliğin dağıtım ve organizesi ile
kullanmaktadır. Karatay ilçesinin bir
kısmına yine Çumra İlçesinin bir kısım Köy
ve Beldelerine, (İsmil, Yarma, Hayıroğlu,
Ovakavağı, Göçü, Karakaya, Küçükköy, Karkın,
Abditolu, Sakyatan) gibi yerlere Ova Sulama
Birliği adı altında hizmet veren birlik
tarafından sulama organizasyonu ve dağıtımı
yapılmaktadır” dedi. Arslantaş, her iki
birliğin de su kaynağının Apa Barajı
olduğunu ifade ederken, “Apa Barajı ise
doğal su birikimi ile Soğla su depolaması ve
Beyşehir Gölü’nden desteklenmektedir. Apa
Barajı’nda depolanan sular, her iki birlikçe
yukarda belirtilen, köy ve beldelere
verilerek Tarımsal sulama yaptırılmaktadır.
Barajdaki basıncın ve yeterli suyun
olmaması, Beyşehir Gölü’nden gelecek
suyunda, Mart ayından itibaren açılmaması,
tarımdaki sulamada gecikmeye ve suyun
paylaşımında büyük sıkıntıların yaşanmasına
neden olmuş, kuraklıktan zaten mağdur olan
çiftçimizin mağduriyeti bu sebeplerle bir
kat daha artmıştır” diye konuştu. Bu
mağduriyet aynı zamanda Türkiye tarım
sektörünün çöküşünün de başlangıcı olmuştur.
Durum bu kadar vahim iken dünyada ve
Türkiye’de küresel ısınma nedeniyle üst
düzeyde kuraklık yaşanırken, maalesef vahşi
sulama yapılmaktadır” bizler bunun
önlenmesini istiyoruz” diyerek kuraklığın
önemine dikkat çekti. Basın toplantısına
katılan diğer yetkililer ise yaşanan
sıkıntıların giderilmesinde Ova Sulama
Birliğinin görevini tam olarak yerine
getirmediğini ifade ederken, “Ova Sulama
Birliği Başkanı ise suyun azlığı nedeniyle,
dağıtımında yaşanacak sıkıntıyı anlayarak
sulama anında izine ayrılmış, bu birliğe
bağlı çiftçiler suyun paylaşımında olumsuz
etkilenmiştir. Çare olarak gittiğimiz Devlet
Su İşlerinde ise muhatap bulamadık. Kuraklık
nedeniyle Karatay bölgesindeki belde ve
köylerin arazileri yüzde 50 oranında boş
bırakılmış, ekilen yüzde 50 kısımdan ise
sulama yapılmadığından verim alınamamıştır.
Bunun sonucunda da tamamen kuraklık
tehlikesi ile baş başa kalınmıştır” diyerek
yaşadıkları sıkıntıyı dile getirdi.
Bölgelerinde ki tüm çiftçileri temsilen
gelen belediye başkanları ve muhtarlar,
“Bahsettiğimiz gerekçelerden sonra, Beyşehir
Gölü’nden acilen Apa Barajı’na su takviyesi
yapılmasını, vahşi sulama sisteminden acilen
vazgeçilmesini, Birliklerin, suyun
kullanımında, başarılı olamadığı için suyun
kullanımından birinci derecede sorumlu olan
Devlet Su İşlerinin suyun denetiminin ele
almasını istiyoruz. Son olarak Konya Ovasını
besleyecek olan Bağbaşı Barajı’nın ve Mavi
Tünelin yapımına hız verilmesini bunun
devamı olan Bozkır Barajı ve eklerinin
inşaatının ihale edilip faaliyete
geçirilmesini arzu etmekteyiz. Buradan
Devlet Su İşleri yetkililerini de uyarmak
istiyoruz, DSİ izinsiz kuyu açılmasına,
yeraltı kaynaklarını kullanılmasına izin
verilmiyor. Aksini davrananlara ise hapis
ile cezası veriliyor. Bizler bu kadar
sıkıntı çekerken, DSİ kendisi vahşi sulama
yaparak aykırı davranıyor. Bu gün
bahsettiğimiz bölgelerin tümünde çiftçilik
bitti. Eskiden bir tarla satıcısı varsa 100
alıcı vardı. Şimdi 100 tarla satıcısı var
bir tane bile alıcı yok. Köylü borçlandı,
umudunu bağladığı tarlaları kuraklıktan
yandı, sulama yapacağız diye tesisata
milyarlarca borçlandı. Borcunu ödeyemedi.
Bir zamanların en zengin köyleri şimdi en
fakir mahalle oldu. Bizim sıkıntımızın
bitmesi için yetkililer daha ne zaman
harekete geçecek” diyerek seslerinin
duyulmasını istedi.
|
Güncelleme: Nisan 2009
ANA
SAYFAYA DÖN
|
|
Copyright
by Mehmet Babaoglu - www.biyoteknoloji.gen.tr © September,
2007
|